Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1750




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 47 müzisyen gazete okuyor
 
 
Yasemin Kandemiroğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 953

Piyano onun ikinci kimliği... - 23.02.2010





Daha önce Bach ve Mozart biyografileri yayımlanan Aydın Büke, bütün dünyada Chopin’in 200. doğum yılının kutlanacağı 2010 için ünlü bestecinin yaşamöyküsünü yazdı. Büke, Varşova’daki Chopin Enstitüsü’nün kaynaklarından da yararlandı.

Polonyalı besteci Chopin’in 200. doğum yılı dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yankı uyandırıyor. Aydın Büke’nin Can Yayınları’ndan çıkan “Chopin: Tuşlara Adanmış Bir Yaşam” adlı kitabı piyasada. Chopin’in hayatı ve müziğini ve Polonya’daki Chopin yılı hazırlıklarını Aydın Büke ile konuştuk.

- Chopin üzerine bir kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?

2010’un Chopin’in 200. doğum yılı olması beni harekete geçiren nedenlerden biri. Daha önceden yazdığım Mozart ve Bach biyografilerinin basım tarihleri Mozart’ın 250. doğum ve Bach’ın 250. ölüm yıldönümleri ile paraleldir. Bach ve Mozart, Chopin’in en sevdiği iki besteci. O iki biyografinin ardından sıranın Chopin’e geldiğini hissettim. Birkaç yıldır Chopin hakkında yazılanları okuyordum ve 2009 Nisanı’nda kitabı hazırlamaya karar verdim. Mayıs ayında Can Yayınevi ile anlaşınca yaz boyunca çalışmalarımı yoğunlaştırdım.

- Varşova’daki Ulusal Fryderyk Chopin Enstitüsü, çalışmanız boyunca size yardımcı olmuş. Yazma sürecinden biraz söz eder misiniz?

İstanbul Devlet ve Senfoni Orkestrası için defalarca İstanbul’a gelmiş Polonyalı şef Tadeusz Strugala ve eşi Monica Strugala ile olan samimiyetimiz Chopin Enstitüsü’nün kapılarını açtı. Monica Hanım, Polonya Ulusal Filarmoni Orkestrası’nın genel müdürü ve Chopin Enstitüsü’nde 2010 Chopin Yılı Komitesi’nin eşbaşkanı. Enstitüdeki kaynaklara ve görsellere sadece basılacak 40 kitabı onlara göndermem koşuluyla ulaştım. Chopin hakkında Türkçe bir kaynak hazırlanacak olması ilgilerini çekti.

Geçen sene Chopin yılı hazırlıkları dolayısıyla Varşova’daki birçok yer restorasyondaydı. Monica Hanım sayesinde aldığımız özel izinler ile müzeleri, Chopin’in yaşadığı yerleri ve vaftiz edildiği kiliseyi ziyaret etme ve oralarda çalışma imkânı buldum. Polonya, Chopin yılı dolayısıyla dünya basınında yer alacağının bilincinde ve bu şansı çok iyi değerlendirmek istiyor. Varşova’daki havalimanının adı Frédéric Chopin Havalimanı olarak değiştirildi.

- Chopin’in Romantizme olan yaklaşımı ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Chopin’in yaşadığı 19. yüzyıl, Avrupa’nın sosyolojik olarak kabuk değiştirdiği bir dönem. Fransız İhtilali, Sanayi Devrimi, burjuvazinin artık oturmaya başlaması ve milliyetçilik akımları o dönemin sadece müzisyenlerini değil tüm sanatçılarını etkilemiştir. Chopin, ömrünün büyük bir kısmını ülkesinden ve ailesinden uzakta, Avrupa’nın birçok şehrinde, ama en çok da Paris’te müziğini geliştirecek çalışmalar yaparak geçirmiştir.

Çok iyi müzik kulağı olan birinin Fransızcayı Leh aksanıyla konuşması ve Lehlerle aynı dilbilgisi hatalarını yapması onun milletine ne denli bağlı olduğunun göstergesi bence. Buradaki Romantizm edebiyatla başlamış, milliyetçilik akımlarından beslenmiş bir romantizm dolayısıyla sadece yaşanmış aşk maceraları ile sınırlandırmak doğru olmaz. Ama Maria Wodzinska ile, George Sand ile yaşadıkları ve bu ilişkilerin onun müziğine olan etkisi de bir gerçek.

- Chopin, çağdaşları gibi operaya yönelmiyor ve sadece piyano için eserler besteliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Chopin’in ailesi ve Varşova’daki öğretmenlerinden Józef Elsner her zaman mektuplarında Chopin’i bir opera bestelemesi için teşvik ediyor. O dönemde besteci olmanın ana şartı opera bestelemek. Elsner, Chopin’in yazdığı küçük piyano parçalarının kalıcı olmayacağını düşünüyor.

Chopin ise çalgı çeşitliliğini arttırmayıp benim ikinci kimliğim dediği piyanoya sadık kalıyor. Piyanonun anlatım gücünü olabildiğince arttırırken piyanodan piyano gibi ses çıkarmaya çalışıyor. Örneğin, Liszt’in kaygısı piyanodan orkestra sesi çıkarabilmek. Chopin’in kibar ve zarif çalışı o dönemde piyanonun sesi duyulmuyor diye eleştirilmiştir. İdil Biret’le olan görüşmelerim Chopin’in piyano tekniğini anlamam açısından bana çok yardımcı oldu.

Cumhuriyet 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019