Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 20 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ahmet Say
 
 
Yayımlanan Sayı : 876

Müzik Dersi Rahatsız mı Ediyor? - 02.11.2009





Okullarımızda müzik dersinin kaldırılacağı yolunda gazetelerde yer alan haber, birçok yönden dikkate değerdir. Cumhuriyet döneminde ulusal eğitimin bir parçası olarak günümüze kadar sürdürülen müzik derslerini kaldırma girişiminin anlamı ne olabilir? Temel eğitimde müziği dışlamış olan birkaç ülke var yeryüzünde. Çağdaş uygarlık kavrayışının dışında kalmış bu gibi ülkelerin safında yer alamayacağımıza göre Milli Eğitim Bakanlığı neden böyle bir uygulamaya yönelmiştir?

Tarih boyunca müzik, insan kişliğinin biçimlenmesinde başta gelen öğelerden biri olarak değerlendirilmiştir. Günümüz Batı uygarlığının temeli olan antik Yunan ve Roma'da dört temel ders vardı: Felsefe (ve ahlak), matematik, müzik, beden eğitimi. Bu dört dersle verilen ileti (mesaj) açıktır: Düşünceyi ve ahlakı irdeleyerek yükseltmek; aklın kullanım yollarını araştırmak; ruhun incelik kazanmasını sağlayacak sesler evreninden yararlanmak; sağlıklı, sağlam bir bedenin olanaklarını geliştirmek. Şunu da belirtelim: Müziğin eğitimdeki vazgeçilmez yerini pekiştiren, aslında müziğin bireydeki ve toplumlardaki yeri olmuştur. Müziksiz insan, müziksiz toplum olamaz. Tarih öncesi çağlardan başlayarak insanlık, hoşa giden sesler 'in etkileme gücünden yararlanmış, özellikle inanç planında bu gücü kullanmıştır. MÖ 3500 yılları dolayında Sümer tapınaklarında yer alan şiirsel yakarıların giderek dinsel şarkılara dönüştüğü bilinmektedir. Mezopotamya'daki bu olgu, ilkçağın Hitit, Mısır, Hint, Çin, İbrani uygarlıklarında da yaşanmıştır. İzleyen çağlarda ortaya çıkan tek tanrılı dinler, insanlara müzikle seslenmiş, özellikle İslamiyet, müziği toplumsal yaşamın geniş bir alanında yaygınlaştırmıştır. Dinsel müziğimiz, cami müziği ve tekke müziği olarak ikiye ayrılır. Cami müziği, ibadete çağrı niteliğindeki ezan ile başlayıp ibadete destek olan çeşitli dinsel müzik formlarını içeren bir zenginliği sergiler. Tekke müziğinin önde gelen iki derinlikli geleneği ise Mevlevî ve Bektaşî müzikleridir. Mevlevî ilahileri ile Bektaşî nefesleri, dinsel müziğimizin en incelikli, etkileyici örneklerini temsil etmiştir.

Yukarıdaki üç beş satırla müziğin evrensel boyutlarına değindikten sonra, asıl konumuza, müziğin çağdaş eğitsel boyutlarına gelmek istiyorum. Gelişkin ülkelere bir bakalım: Bu ülkelerde müzik eğitimi uygulaması üç ayrı türdedir. 1) Okullarda yer alan genel müzik eğitimi. 2) Halkın eğilimlerini ve müzikal gelişimini öngören amatör müzik eğitimi (amatör korolar ve çalgı toplulukları, bireysel dersler). 3) Profesyonel müzikçi yetiştirmeyi amaçlayan profesyonel müzik eğitimi (Müzik okulları, konservatuvarlar vb). Avrupa'da bu üç eğitim türünün gövdesi amatör müzik eğitimidir. Milyonlarca insan, amatör korolarda, çalgı topluluklarında örgütlenmiştir. Ülkemizde ise amatör müzik eğitimi, nüfusun çok küçük bir kesimini kapsar, dolayısıyla bütün yük ilköğretim okullarında uygulanan genel müzik eğitimindedir. Başka deyişle kişiliğin biçimlenmesinde katkısı olan müzik kültürü Türkiye'de yaygın biçimiyle ancak okullarda verilebilir.

Evrensel ve eğitsel işlevlerinin yanı sıra Türkiye'de müzik derslerinin bir de ulusal işlevi vardır. 1968 müfredatında Müzik Dersinin Amaçları belirtilirken Ulusal Şarkı Dağarcığı Oluşturmak ilkesi yer alıyordu. Edirne'den Ardahan'a kadar bütün çocuklarımız marş ve şarkılardan oluşan bu dağarcığı tanır, sınıflarda hep birlikte neşeyle seslendirirdi.

Milli Eğitim Bakanlığı müzik derslerini kaldırmakla müziğin evrensel boyutlarını, çağdaş eğitimin ilkelerini ve ulusal eğitimin araçlarını yok etmiş olmayacak mıdır? Bakanlığın pilot okul olarak seçtiği okullara gönderdiği yazı (ya da genelge vb.), Eğitim Bakanlığı'nın kuruluş yasasında yer alan ilkelerin, hatta anayasamızın eğitim- öğrenimle ilgili maddelerinin üzerinde mi sanılıyor? Gazete haberlerindeki ayrıntılara girmek istemiyorum, ama Bakanlık yazısında yer alan bilgilerin müzik derslerini kaldırmak anlamına gelmediği savıyla karşılaşmamak için birkaç noktaya değinmekte yarar görüyorum: Şimdilik bazı pilot okullarda yapılması istenen, ama Eylül 2005'ten başlayarak Türkiye'nin bütün ilköğretim okullarında sürdürülmesi öngörülen uygulama şöyle: Ana Seçmeli Ders başlığı altında üç grup yeni ders var. 1) Bilgisayar. 2) Sanat etkinlikleri (Drama, tiyatro, halk oyunları, enstrüman, resim, fotoğrafçılık, heykel vb.). 3) Spor etkinlikleri (Güreş, futbol, basketbol, satranç vb.). Yazıya göre bu üç ana seçmeli dersten birini alan öğrenci, başka hiçbir seçmeli ders alamaz. Örneğin bilgisayar dersini seçen bir öğrenci, sanat etkinlikleri ya da spor etkinlikleri grubu derslerinden hiçbirini alamaycak. Yazıda okuduklarımı yanlış mı anlıyorum? Bir müzik eleştirmeni ve müzik eğitimcisi olarak ben en çok sanat etkinlikleri grubu dersleri arasındaki enstrüman sözcüğünün bulunmasına şaştım. Varsayalım ki seçmeli ders olarak enstrüman, yani çalgı eğitimi uygulamaya kondu... O zaman bır yığın sorun çıkar ortaya: Hangi çalgı? Bağlama mı, piyano mu, zurna mı, keman mı, tanbûr mu, hangisi? Enstrüman dersini verecek enstrümantalist öğretmen nerede? Okulda mı, dışarıda bir dershanede mi; paralı mı, parasız mı? Öğrenci çalgısını nereden sağlayacak? Okuldan mı, öğretmeninden mi, yoksa ceptep mi? Çalgı seçiminde yaş grubuna göre yönlendirmeyi kim yapacak? Yetenek test ve ölçüm kimler tarafından gerçekleştirilecek? Çalgı eğitiminde kullanılacak metot hangisi olacak? Hangi çalgı için hangi metot saptanacak ve Bakanlığın onayından geçecek?

Müzik derslerinin kaldırılması girişimi eğer uygulamaya geçebilirse, öğretmeninden öğrencisine kadar bütün müzik eğitimi kadroları işlevsiz bırakılacak. YÖK'ten üniversitelerin eğitim fakültelerine kadar müzik öğretmeni yetiştiren bütün akademik programlar altüst olacaktır.

Dolayısıyla binlerce müzik öğretmenimiz ve öğretmen adayı durumundaki binlerce üniversite öğrencimiz tam bir kıyıma uğrayacaktır. Bugün görev başında olan beş bin dolayındaki müzik öğretmenimizin okullarda nasıl bir konuma düşeceğini canlandırabiliyor musunuz? Ve bugün 20 dolayındaki üniversitemizin eğitim fakültelerine bağlı Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalı 'nda öğrenim gören yaklaşık üç bin gencimizin sokağa bırakılacak olmasını düşünebiliyor musunuz? Dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyen böyle bir müzik düşmanlığının adına olsa olsa müzikal soykırım denebilir.

Eğitim Yazıları

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021