Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 49 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 830

Eleştirmenlik mi pazarlamacılık mı? - 20.07.2009





Para-albüm yepyeni açılımlara uzanıyor. Son aşama, eleştirmenin ücretli elemana dönüşmesi, indirgenmesi. Bu da bir lütuf. Çünkü, para-müzik, doğrudan doğruya eleştirinin tasfiyesine, en azından devre dışı bırakılmasına (baypas edilmesine) dayanır. Şimdi ise “eleştirmen” sıfatı taşıyan birilerinin görüş ve onayını yanına alma hamlesine giriyor.

Çirkin ama yine de iyi bir nokta bu. Beste ve besteci, “Pazar” dışında da onay arıyor, varlık sahası arıyor. Bundan sonraki evre yeniden yazı üzerinden konuşmaya, değerlendirmeye dönmeyi getirebilir. Eğer, “eleştiri” kurumu pazarlama aracı olmaya gönül indirmemeyi başarabilir, ücretli elemanlığı reddedebilirse. Sofra kırıntılarıyla beslenme midesizliğine düşmezse...

Para-albüm için eleştirinin tasfiyesi, devre dışı bırakılması iradi değil, zorunludur. Çünkü eleştiri, ne de olsa kontrol dışıdır. Üretici, ürün ve tüketiciden; besteciden, besteden, yayımcıdan, pazardan bağımsız bir “okuma”. Besteyi ve besteciyi doğrudan doğruya “beste”nin, müziğin ölçüleri doğrultusunda yorumlama, konumlama işi eleştiri. Oysa pazardaki her ürün gibi Para-albümde, kendisini tüketici (dinleyici) için ”yepyeni”,  “biricik”, “en iyi” vb. sıfatlarla sunar ve öyle algılanması için gerekli yatırımları yapar. Burada yapıtın niteliği değil, o niteliği tanımlamaya yönelik “ambalaj” önemlidir.

Ve elbette ki yatırım, bütçe belirleyicidir.

Son birkaç yıldır bilbortlara çıkan her albümün -türü ve niteliği ne olursa olsun satış listelerinin tepesine hızla tırmanıp, hızla tüketilip “değer” kazandığı anımsanırsa, mekanizmanın işleyişi anlaşılır.

Ekonominin eski bir yasası burada kendini gösteriyor: Kötü para iyi parayı kovar!

Paranın yerine albümü koyun, fotoğraf netleşir. Ama önce yasanın ne dediğine, nereden doğduğuna bakalım. Altın para döneminin ürünü bu söz. 16. Yüzyılda, yani kapitalizmin doğum sancılarının yoğunlaştığı dönemde yaşayan Sir Thomas Gresham'a ait.

Gresham, “Kötü para iyi parayı kovar” derken somut durumu ifade ediyordu. Matbaa henüz yaygınlaşmadan; kâğıt para (banknot) ortaya çıkmadan önceki evrede mal ve hizmet satın alma, değişim “değer”ini oluşturan araç, para, değerli madenlerden oluşuyordu: Altın ya da gümüş. Değişim hızlandıkça elinizdeki 'değerli maden' o hıza yetmedikçe paranın içindeki “değer”; altın, gümüş oranı azaltılıyordu. O noktada da eski paranın maden değeri değişim değerinin üstüne çıkıyor ve piyasadan çekiliyordu. Kötü (ucuz) paranın iyi (değerli) parayı kovması budur.

Kapitalizm hızlanıp yaygınlaştıkça, değişimin ve onun aracının (paranın) kendisi temel değer haline gelecek ve dolayısıyla madenin yerini kâğıt alacaktır.

Müzik açısından bakıldığında para-albüm evresi, tam da budur. Albümün nesne olarak, materyal olarak ve üstüne konan fiyatla piyasadaki dolaşım (satış, kullanım, tüketim) değeri, onun niteliğiyle özdeştir. Albüm, single, vb. arasında fark yoktur artık. Pazarda hepsi aynı sunum ve dolaşım kanallarına, yöntemlerine, sonuçlarına sahiptir.

İşbu noktada “ayrışma” için, “değer” kazanımı için eleştiri ve eleştirmen göreve çağrılıyor. Ücretli eleman olarak. Parası neyse veriyorsunuz. O da sizinle konuşuyor. Albümünüze ilgi gösteriyor. Elindeki kanalları seferber ediyor. Pazar uygulaması devam ediyor. Alan razı, veren razı.

Dinleyici?

Bunlardan habersiz, dünden razı. Çünkü “enforme” ediliyor; bilgilendiriliyor.

Malum, bilgi çağındayız ya.

Reklâm, “pazarlama iletişimi” olarak anılıyor artık. Şimdi aynı minvalden olmak üzere pazarlama eleştirisi doğuyor.

Hayırlı olsun.

Çarşamba günü görüşene değin esen kalın



Müfit Semih Baylan
Editör
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019