Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 66 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 822

Toplumsal çürümenin en büyük göstergesi arabesktir. - 08.07.2009





Zülfü Livaneli'nin mutluluk isimli romanının kahramanlarından Prof. İrfan'ın arabesk hakkındaki düşüncelerinin ana vurgusudur bu.

Romandaki ilgili kısım şöyledir:

Dünyada hiçbir normal insanın böyle bir müzikten zevk alamayacağını düşündü; çünkü bu müzik türünde uyum aranmıyor, güzel tınlılar yerine dinleyenin kulağına tornavida sokar gibi tiz bir sesle avaz avaz bağırıyordu. Profesör müzik sosyologu değildi ama ülkedeki çürümenin ne büyük göstergesinin bu müzik olduğuna emindi. Blues, Fado, Tango, Rebetika gibi bir eziliş feryadı değildi bu müzik türü; onlarla arasında içtenlik farkı vardı. Adına arabesk denilen, bu kente göç müziği, yaralı bir adamın haykırışı değil, yaralanmış taklidi yapan bir adamın sahte çığlığıydı. ("bir ayının böğürmesi" de diyebiliriz/avaz avaz) ene ünlü arabesk sanatçılar kıllı göğüslerini açıkta bırakan ipek gömleklerle geziyor ve pırlantalı Rolex saat takarak, spor Mercedes otomobile biniyor ve "ben ölüyorum, bitiyorum!" diye hıçkırıklara gömülmüş şarkılar haykırıyorlardı. Bu müzik sadece bir müzik olarak değerlendirilemezdi. bu seste, Ortadoğu’ya özgü bir kaypaklık, bir kandırmaca, bir yalan, güçsüz olanı ezme, güçlünün önünde ise el etek öperek riyakarca eğilme demek olan bir yaşam üslubu vardı.

Şahsında toplumsal çürümenin en dik alasını barındıran, kardeşi olan Ferhat Livaneli'nin bestelediği sözleri detone ötesi [detonelik kotu bir şeydir anlamında değil, Bob Dylan’ı saygıyla yad ediyoruz burada] sesiyle, ruhsuz bir şekilde [Dylan'dan farkı] seslendirip müzisyen olduğunu zanneden bir vasati sosyal demokrat, entelektüelin profesör bir beyin ağzından söylettiği hezeyanı.

Bu adam değil miydi 70'lerde sosyalist solda yer alan, Deniz Gezmiş'ler vs. için şarkı, türkü yapan, bu yüzden İsveç'e kaçan, tüm 1980'ler boyunca sosyal demokratlar için zararsız müzik yapıp halkçılık oynayan, 1990'lara gelindiğinde Medya Tower'lara kapağı atıp, servetine servet katan, Atatürkçülük yapan?

Hangi çürümeden bahsediyor Allah aşkına?

Arabesk yıllardır var ve olacak da, çünkü toplum içindeki bir kesimin [pek çoklarınca yok sayılan, yok sayılmaya çalışılan] hislerine tercüman oluyor. Blues, Fado olunca bir ezilişin feryadı oluyor da arabeskin benzer temalara sahip sözleri neden sahte oluyor?

Kim karar veriyor buna?

Bir şey batıdan gelince neden iyi oluyor da, Türkiye’den çıkınca kötü?

Bir müziğin kötü olma ölçüsü, söyleyenin bağırması mıdır?

Kıllı göğüslerin açılmasının, ipek gömleklerin, Rolex saatlerin müziğin kötü olmasına katkısı nedir?

Mercedes’e binilmesine, Rolex takılmasına mı karşıyız yoksa bu kişilerin bunu yapmasına mı?

Cevap ikincisi ise, nedir bu çekememezlik, bu ayrımcılık?

Bir de solcu olacak, hay Allahım.

Cuma gürün görüşene değin esen kalın


Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

3 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019