Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1766




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 21 müzisyen gazete okuyor
 
 
Hilmi Tezgör
 
 
Yayımlanan Sayı : 723

Alternatif müziğin en seksi grubu - 13.02.2009





'Tokuşmak' güzel bir fiil. Çarpışmak, iki ayrı şeyin doğru (ya da yanlış) zamanda karşı karşıya gelmesi, birbirine dokunmak. Ben, Girls Against Boys grubuyla 'tokuştum'. Yıl 1997, mevsimlerden ilkbahar. Bir müzik dükkanında çalışıyorum. Gece, daha doğrusu sabaha karşı yatmışım ama uyuyamamışım. Daha önce hiç yaşamadığım türden duygular içinde olduğum bir dönem, yani güzel zamanlar, ama içindeyken bunu idrak edebilmek çok kolay değil. Ruh halime uygun bir müzik arıyorum dükkanın raflarında. Farklı bir şey. Önceki gecenin, gecelerin tortusundan arınmayı sağlayabilecek bir şey. Aslında dükkânda çeşit çok, ama hiç duymadığım ve benim için yeni olan hislere eşlik edebilecek, 'uygun' sesler duymak istiyorum. Derken Girls Against Boys'la karşılaşıyorum. Albüm, "Cruise Yourself". Kapakta dibinden fotoğraflanmış bir kadeh olduğunu ise çok sonra fark ediyorum: "Çok daha önce gitmeliydim buradan/Evet, ışığı görmeliydim/Bundan hoşlanmak durumunda değilim/Biliyorum, bedelini ödeyeceğim/Hey şef, telefonu kullanmam lazım/Martinim nerede, martinim nerede?.." Bütün albümü dinledim gün boyunca, defalarca. Sonunda, deri değiştirmiş gibiydim.

Girls Against Boys, Amerikalı, gitar ağırlıklı bir noise-rock grubu. Türkiye'de herhangi bir albümü yayımlanmadı bugüne kadar ama bir aralar ithal CD'leri bulunabiliyordu. Scott McCloud (vokal/gitar), Johnny Temple (bas), Alexis Fleisig (davul) ve Eli Janney'den (klavye ve sample'lar) oluşan GvsB'nin post-punk, hardcore ve blues'a yaslanan tarihi, 1992'den daha geriye gitmezsek, "Tropic of Scorpio" albümüyle başlıyor. Gitarların sertleştiği, daha gürültülü "Venus Luxure"ın ardından 1996 tarihli, karanlık "Cruise Yourself" albümü grubun sound'unun artık oturmuş olduğunu gösteriyordu. Büyük ihtimalle İstanbul'da çalacakları, enfes 'I Don't Got A Place' şarkısı bu albümde yer alıyor. Ha keza 'Kill The Sexplayer' da burada ama bu 'sexplayer'ın kim olduğu bilinmiyor ve bu albümle birlikte 'Alternatif Rock'ın Seksi Prensleri' olarak anılmaya başlıyorlar. Bir sonraki albüm "House of GvsB"deki 'Crash 17'i dinleyen bu tanımlamaya katılacaktır bence. J.G. Ballard'ın David Cronenberg tarafından sinemaya uyarlanan kitabından etkilenerek yazılmış bu şarkı. "Pulp Fiction/Ucuz Roman" filminin bir sahnesinde Uma Thurman'ın adrenalini aniden yükselir ya, işte öyle bir etkisi var 'Crash 17'in. Ve devamında testere gibi gitarlar, beyin zonklatan çifte baslar, sıkı bir davul, altta dans ritimleri ve McCloud'un 'cool', seksi vokalleri. Bu albümle Nirvana referansı da alan dörtlü, Geffen şirketiyle plak anlaşması yaparak hayatının hatasını yaptı belki de (Gerçi Sonic Youth da Geffen ile anlaşmalı ama...). Neyse ki bu hatasından döndü; tekrar bağımsız bir plak şirketine yönelerek ve son stüdyo albümü "You Can't Fight What You Can't See" ile eski formunu yakalayarak yerini buldu. Yine de "House of GvsB" zamanındaki ivmeleri olağanüstüydü. Bu ivme kaçmış oldu.

Metropol şairi

Konserin tanıtım metninde GvsB hakkında güzel bir paragraf var: "Metropol hayatındaki gariplikleri, duygusal hayatın labirentlerinde çaresiz kayboluşları mesafeli fakat içten bir dille anlatan Scott McCloud'un çizdiği resimlerde, şehrin neon ışıklarının puslu, tekinsiz ama bir o kadar da çekici atmosferi hakim. Konuşur gibi vokalleriyle, maçoluktan vazgeçemeyen fakat zayıflığından avlanacağını bilen erkeklerin, her şeyi bilen ama mutsuzluktan kurtulamayan kadınların hikâyelerini anlatıyor McCloud."

"Herkes düş görür/Ruhsal ustalığa sahip olan herkes dahidir/Ama sadece sen biliyorsun ne istediğimi, sadece sen/Sınırı olmayan seksiliğinin / Bir uydusuyum ben sadece." 'Seksi' bir müzik grubu GvsB, bu doğru. İsimleri ise, kuruldukları dönemde müzik piyasanın maskülen haline de karşı. GvsB, tavrı, gücü, enerjiyi, heyecanı, tutkuyu, tehlikeyi ve sound'u tek bir iple paketliyor. Yani bir rock grubundan beklenebilecek her şeyi.

Nasıl iyi olacağını bilebilmek önemli. Bir zamanlar internet üzerinden davulcuları Fleisig ile yaptığım söyleşiden bir alıntıyla bitireyim: "Sorularına cevaplar bul, kendi içinde mutluluğu yakala ve öl."

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020