Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1771




5 Ağustos 2020 tarihinde yapılacak olan CSO Stajyer sanatçı sınavı şartnamesi hükümleri, CSO gibi standardı yüksek bir orkestraya stajyer sanatçı seçmek için yeterli midir?

Yeterlidir.
Yeterli Değildir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 19 müzisyen gazete okuyor
 
 
Elvan Duygu Gülay
 
 
Yayımlanan Sayı : 685

Alman basınından Fazıl Say'a övgü - 22.12.2008





Alman Schreiber Zeitung gazetesinde, piyanist ve besteci Fazıl Say'la ilgili olumlu eleştirilere yer verildi. "Kışın, güneşli bir Pazar sabahında, Münih'in yan duvarlarından süzülen loşluğu içindeki Prinzregenten Tiyatrosu'nun karanlığına çekilmek, büyük müzik sevdası ve sanatçıya duyulan hayranlıkla ilgilidir" satırlarıyla başlayan makalede, salonun tamamen dolu olduğunu vurguladı.

Fazıl Say'ın duyguların ve müzik heyecanının "en uç" ve "en radikal" temsilcilerinden biri olduğunun belirtildiği makalede, "Besteci ve piyanist Fazıl Say ile olan bu buluşma, aslında aynı zamanda Bach ve Beethoven müziklerinin çekirdeğine ulaşma beklentisi de içermekteydi" denildi.

Japonya sonrası Münih

Fazıl Say'ın 1 ay boyunca Japonya'da turnede olduğunu ve pek çok kentte konserler verdiğinin anımsatıldığı yazıda, sanatçının isteği üzerine programa Çek besteci Janacek'in "Trajik Sonat" ının da eklendiği ifade edildi.

Sanatçının, biri Busoni, biri Liszt ve biri kendisine ait üç Johann Sebastian Bach uyarlamasını seslendirdiği programındaki performansı şöyle değerlendirildi:

"Fazıl Say'ın güçlü tını dünyası, enerjik, rafine, baş kaldıran, ama aynı zamanda sükûneti elden bırakmayan Bach performansı, ilk 'bravo' seslerinin de haklı olarak sebebi oluverdi.

Janacek'in 'Önsezi ve Ölüm' başlıklı eserini, Bach'a cevap olarak programa almak, Fazıl Say'ın derin ciddiyetini gösteriyordu. Eserdeki olağanüstü şiirselliği ve varoluşçu anlatımı yorumcu da nitekim aynen iletti.

Fazıl Say'ın müzikle bütünleşmesi aslında her eserde otantik kalıyor. Müzikteki ifade gücü, ifade isteği, hatta 'ifade zorunluluğu', aslında onun mırıldanmasına da tepinmesine de sebebiyet veren unsurlar oluyor. Ama kendisi artık her şeyi kontrol altına alabilen bir teknik düzeye de sahip. Bu, başta Beethoven'ın en son sonatı olan ve en çok dışa vurumunu yansıtan ama zorluğu en uç noktalarda bile hesaplı kitaplı olmaya dayanan Opus 111'i de çok inandırıcı kıldı ve Beethoven'ın yaralı ruhunun altını özellikle çizdi.

Konserin sonunda Beethoven ve Mussorgski'den 2 bis parçası sunan sanatçı kulaklarda bıraktığı büyük bir tını potansiyeli ile ayakta alkışlanarak sahneden ayrıldı. Konsere gelen Türk vatandaşları da vardı. İnsan, onların Fazıl Say'a sımsıkı sarılmak istemelerindeki sebepleri anlıyor. Bu nedenle Fazıl Say da hep ama hep kalbini sonuna kadar açmak zorunda..."
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020