Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1750




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 15 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 621

Sayın Başbakan Erdoğan bir müzik festivaline sizi de bekleriz! - 08.09.2008





Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bugünlerde çok sinirli. En azından televizyonlarda izleyip dinlediğimiz konuşmaları bize bu intibayı veriyor. AKP’nin İstanbul ilçe kongrelerinde esip savuruyor. Evet, Sayın Başbakan Hürriyet, Milliyet gibi Doğan Medya Grubuna ait gazetelerde çıkan Deniz Feneri yolsuzluğu ile ilintilendirimesine kızmış. Hem de çok kızmış iki gündür esiyor. Hem de ne esiş.

Ben de bu fırsattan istifade Sayın Başbakan Erdoğan’a açık bir mektup yazarak bir çağrıda bulunmak istedim.

İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer bazı il ve ilçelerimiz her yıl olduğu gibi bu yıl da ardı ardına müzik festivallerine ve diğer sanat festivallerine ev sahipliği yaptı: Uluslararası Müzik Festivali, Uluslararası Caz Festivali gibi.

Bilindiği üzere artık devlet erkânı bu festivallere gitmiyor. Bu Turgut Özal ile başlamıştı. Ama şimdi iyice adet haline geldi.

Peki neden?

Oysa seksen beş yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında ve dün öyle değildi. Hadi Atatürk devrimleri travma yaratıyor, o dönemden örnek vermeyelim. Osmanlı Sarayın da Klasik Batı Müziğine özellikle ilgili gösterilir değer verilirdi. Padişahlar opera seyrediyor, ünlü virtüözleri saraya davet ediyor, hediyeler veriyor, nişanlar takıyordu. Halifeler piyano çalıyordu.

Dünya bale tarihinde bir ilki Osmanlıların gerçekleştirdiğini de biliyor musunuz?

Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; Ankara’da Sibel Can’ı, İzmir’de Arif Şentürk’ü, Rize’de Davut Güloğlu’nu, İstanbul’da Ferhat Göçer’i dinliyor.

Hatta Adnan Şenses ile şarkı söylüyor.

Ama gelin görün ki, Başbakan İstanbul’daki Cemal Reşit Rey Konser Salonu’na sadece sempozyumlar, paneller, parti toplantıları için gidiyor.

Birey olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın müzik zevkine kimse bir şey diyemez. İstediği konsere gider, istediği müziği dinleyebilir. Üstelik dinledikleri de ülkemizin renkleri; çoğu kişi dinliyor.

Ancak, söz konusu Başbakanlık ise, devlet adamlığı ise müzik zevki, müzik kalitesi kişisel zevk ve kalite olmaktan çıkıp devleti temsil etmeye girmez mi?

Uluslararası müzik (keza sinema-tiyatro) festivallerinin açılışında-kapanışında Sayın Başbakan neden yok?

Neden kendisini oralarda göremiyoruz?

Sormak durumundayım: Avrupa Birliği’ne girmek isteyen Sayın Başbakan’ın, evrensel olan bu sanat dallarına bu kadar uzak durmasının nedeni nedir?

Bu nedenin temelinde hangi gerekçe var?

Hâlbuki bu toprakların klasik batı müziğiyle tanışması hayli eskidir...

Merak edip araştırmak isteyenler konuyla ilgili detaylı bilgileri İtalyan gezgini Pietro Della ve Walter Toscanini’nin eserlerinde ve Tarih ve Toplum" dergisinin Şubat 1989 sayısında bulabilirler.

Ben birkaç örnek vermekle yetineceğim:

Polonyalı keman virtüözü ve besteci Henryk Wieniawski de İstanbul’a gelip konser veren ünlü isimlerden biriydi.

Osmanlı padişahları kültür alanında yaptıkları yardımlarla da bilinmektedir. Örneğin, 1846’da Beyoğlu’nda çıkan bir yangın (bugünkü Çiçek Pasajı’nın olduğu yerdeki) ünlü Naum Tiyatrosu’nu da yerle bir etti. Binanın sahibi Michel Naum Duhani, Sultan Abdülmecid’in yardımıyla tiyatrosunu onarıp, 4 Kasım 1848’de Verdi’nin Macbeth Operası ile açtı.

Abdülmecid sadece maddi yardımda bulunmadı. 9 Şubat 1849’ta Naum Tiyatrosu’na bizzat giderek Donizetti’nin "Linda di Chamouix" adlı operasını izledi. Abdülmecid iki kez daha Naum Tiyatrosu’na giderek operalar izledi. Keza Abdülmecid’in Dolmahçe’ye Saray Tiyatrosu yaptırmasında izlediği bu operaların etkisi oldu. Zamanla yanıp yok olan bu Saray Tiyatrosu, Dolmabahçe Camii’nin tam karşısındaydı.

Ve bundan 144 yıl sonra, 2 Temmuz 1993’te 37 kişinin öldüğü Sivas Madımak Oteli yangını, "caminin karşısında tiyatro yapıyorlar" provokasyonuyla başlayacaktı!

Rossini’nin dinsel eseri "Stabat Mater" 1850 ve 1885’te iki kez İstanbul’da sahnelendi ve hiçbir tepki görmedi.

Sivas katliamına bahane bulmak için, "Cuma namazında davul çaldılar" yalanına başvurdular.

Ne kadar geriye gittiğimizi bir örnekle açıklayayım:

Danimarkalı Hans Christian Andersen’i bilirsiniz; çocuk masallarıyla tanınır. Yazar Andersen de İstanbul’u ziyaret eden gezginlerden biriydi. Cuma selamlığı sırasında bandoların belirli aralıklarla marş çaldığını anılarında bahseder. Bu bandolar ne çalıyordu dersiniz; Rossini’nin en tanınmış eseri Wilhelm Tell parçasını...

Düşünebiliyor musunuz, aynı zamanda Halife olan Abdülmecid, cuma namazına Rosssini’nin nükteli operatik müziğinin vurgu temposu eşliğinde gitmekte ve hiç rahatsızlık duymamaktaydı.

Abdülmecid’in yaptırdığı Dolmabahçe Saray Tiyatrosu’nun bir diğer özelliği ise Türk sanatçılarının da sahne almasıydı. Türk sanatçılar tarafından sahnelenen opera ve operetler hep ilgiyle izlendi.

Bu arada, ilk Türk tiyatro oyunu olan Şinasi’nin "Şair Evlenmesi" adlı oyunu Dolmabahçe Saray Tiyatrosu’nda oynanmak üzere yazıldı.

Osmanlı, topraklarında sahnelenen opera, bale ve tiyatrolarla gurur duyuyordu. İstanbul’a gelen değerli yabancı konuklarını mutlaka bu gösterilere götürüyordu. Örneğin, Galler Prensi ve Prensesi 2 Nisan 1868’te izledikleri operayı 8 Nisan’da bir daha izlediler.

Keza 1869’ta ziyaret için İstanbul’a gelen Avusturya İmparatoru da opera izledi.

Onlar İstanbul’da operaya gitti de Osmanlı padişahları Avrupa’da gitmedi mi?

Abdülaziz, Paris, Londra ve Viyana’da opera ve baleler izledi. O kadar etkilendi ki, -geleneksel sanatlara daha çok ilgi duymasına rağmen- Taksim’de Tiyatro-yi Hümayun kurulmasını istedi.

Sözü daha uzatmayayım.

Çünkü padişahların, halifelerin gittiği, dinlediği, seyrettiği klasik batı müziği konserlerine Sayın Başbakan neden teşrif etmiyor?

Ben bunun yanıtını arıyorum.

Ve buradan Sayın Başbakan’a sesleniyorum:

Bir maniniz yoksa bekliyoruz efendim...

Çarşamba günü buluşana değin esen kalın.


Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019