Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 29 müzisyen gazete okuyor
 
 
Barış Yıldırım
 
 
Yayımlanan Sayı : 559

'Memleketten ayrılmak gibi bir ıstırap çektim’ - 14.05.2008





16 yıl önce 40 yıllık  kemanından ayrılmak zorunda kalan sanatçı, “Çok ıstırap çektim; çünkü insanın 40 sene çaldığı kemanını kaybetmesi, kocasından ya da memleketinden ayrılması gibidir” diyor.

Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli keman sanatçılarından Ayla Erduran’ın 60 yıllık kariyerinden örnekler içeren konser kayıtlarının toplandığı “Ayla Erduran Arşiv Serisi”nin beşinci albümü geçtiğimiz günlerde yayımlandı.

Dünya çapındaki virtüözün kayıtlarını bir araya getiren dizinin ilk dört albümü 2004’te yayımlanmıştı. 5. albümdeki kayıtlar çok geniş bir dönemi kapsıyor: İçinde 1957’de Varşova’da katıldığı 3. Wienawski Yarışması’ndaki bir performans da var 2004’te Bilkent Senfoni Orkestrası’yla çaldığı Brahms’ın İkili Konçerto’su da...

Yırtıcı olmaya mecburlar

Albümü ve kariyeriyle ilgili sorularımızı yanıtlayan Erduran’ın 50 yıl önceki kaydını duyduğunda hissettiği şaşkınlık olmuş. “Takdiri halka bırakıyorum” derken bir noktaya da dikkat çekiyor:

“Ama büyük bir orkestrayla ilk defa çalıyor olmama rağmen müthiş bir atılganlık göstermişim.”

Kendisine büyük mutluluk veren albümde 1958’de Cemal Reşit Rey yönetimindeki İstanbul Şehir Orkestrası’yla çaldığı Eduard Lalo’nun “Symphonie Espagnole” kaydını çok önemsediğini söyleyen Erduran, konserin İstanbul Radyosu’nda canlı yayımlandığını ve Faruk Yener tarafından kaydedildiğini belirtiyor:

“Çok gençtim, David Oistrakh’la çalıştığım Moskova Konservatuvarı’ndan yeni dönmüştüm. O zaman şimdiki gibi orkestralarımız yoktu; enstrümanını kalbiyle çalan, doktor, avukat gibi başka meslek sahibi insanlardan kurulu orkestralar vardı.”  

Sanatçı, neden fazla albüm kaydı olmadığı sorusunu ise şöyle yanıtlıyor:

“Kemana ve konserlere erken başladım: 10 yaşında ilk konserimi verdim, 11 yaşında Paris Konservatuvarı’na girdim. Ancak plaklar geç geldi”.

1965’te Carlos Paitas yönetimindeki Londra Senfoni Orkestrası’yla Brahms’ın Keman Konçertosu’nu, daha sonra da Poznan Senfoni Orkestrasıyla Szymanovsky’nin 1. Keman Konçertosu’nu kaydettiğini söyleyen Erduran, “Bu plakların da yeniden yayımlanmasını umut ediyorum” diyor. Erduran’ın yayımlamak istediği ancak hasar görmüş kayıtları da var:

“Çok güzel bir konçerto konserini, maalesef son iki sayfası kayıtta eksik olduğu için basamıyoruz: Karel Ancerl yönetimindeki Çek Filarmoni Orkestrasıyla çaldığım, Dvorak’ın keman konçertosu. Ancak 1966 tarihli bant bozuk; zamanında ilgilenmedim, genç olduğum için düşünemedim. Oysa şimdiki sanatçılar daha yırtıcı olmaya, daha 'business’ kafalı ilerlemeye mecbur.”  

Dönüm noktası

Yeni kuşak sanatçıların aksine Erduran, stüdyo kayıtlarına sıcak bakmadığını, çalmak için seyirciye ihtiyaç duyduğunu vurguluyor:

“Konserlerimden albüm hazırlanmasından dolayı memnunum. Bu, kayıt odasındaki kesme yapıştırmalarla olacak iş değil. Teknolojik olarak düzeltilmiş plakları dinleyen insanlar, konserde sanatçı aynı performansı sergileyemezse şaşırıyor.”

Söyleşimiz sırasında Erduran 1992’de kariyerinde yaşadığı dönüm noktasına da değiniyor:

“Zor dönemler geçirdim, ailemi kaybettim ve en sonunda 1992’de, maddi zorluklardan, Stradivarius yapımı 1710 tarihli kemanımı sattım. Yaşayacak param yoktu. Çok ıstırap çektim; çünkü insanın 40 sene çaldığı kemanını kaybetmesi, kocasından ya da memleketinden ayrılması gibidir. Ancak şöyle bir olumlu yanı oldu: Eski kemanımla çaldığım repertuvarımı yeni kemanımla çalmak istemediğim için, yeni parçalar hazırladım. Örneğin Edward Elgar’ın keman konçertosu böylece 1993 yılında ilk kez Türkiye’de seslendirildi. O yaşta iki sene bu konçertoyu çalıştım, çıkardım. Yeni kemanımı da çok seviyorum, bu da Joseph Szigeti’nin kullandığı bir keman. İnsan bir ıstırap çekince onu pozitife çevirmeli.”

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020