Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 28 müzisyen gazete okuyor
 
 
Bora Bilgin
 
 
Yayımlanan Sayı : 537

Opera Balede İtalyan gecesi - 11.04.2008





8 Nisan Salı akşamı İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü; bu sezon Türkiye’de ilk defa sahnelenen, Vincenzo BELLINI’nin  I CAPULETI E I MONTECCHI (Kapuletler ve Montegüler) isimli eserini AKM büyük salonda izleyicilere bir kez daha sundu. İlk temsili 22 Mart’ta gösterilen bu eserin halk arasında genel olarak bilinen ismi Romeo ve Juliet. Bunun sebebi, eserin librettosunu hazırlayan Felice ROMANI’nin ilk çıkış kaynağı Shakespeare’in Romeo ve Juliet’i olmakla beraber ikinci ve eserin ağırlıklı temasını oluşturan kaynak ise iki aile arasında geçen gerçek bir kavga olayını kaleme alan Luigi SCEVOLA adında bir yazardır.

Eserin başkahramanları Romeo ve Juliet… Yani bir aşk hikâyesi… Bu iki sevgilinin birlikteliklerine engel olan otoriter bir baba Capellio ve Capellio’nun adamlarından Tebaldo isminde Juliet’e talip başka bir adam… Bunların arasında yine Capellio’nun adamlarından, Romeo ve Juliet’in bir araya gelebilmeleri için elinden geleni yapan iyilik meleği Lorenzo… Koro dışında oyundaki bütün karakterler bunlar. Eserin sonunda her iki sevgili de birbirleri uğruna canlarını feda ederek bu dünyadan ayrılıyorlar.

Yekta KARA’nın sahneye koyduğu eser, klasik sahneleme anlayışından farklı ele alınmış, tamamen günümüze modernize edilmesi düşünülmüştür. Örneğin 16.yy.daki iki aile arasında olan ve bizim çoğu Türk filmlerinde gördüğümüz küçük aşiret kavgalarını hatırlatan sahnelerde koro elemanlarına takım elbise ve fötr şapka giydirilmiş, ellerine otomatik silahlar ve tabancalar verilerek 16. yy. İtalya’sından 20.yy. İtalyan mafya havasını anlatan bir sahne ortaya konmuştur. Tabii ki buna bağlı olarak dekor ve ışık sistemi de aynı modern anlayışta dizayn edilmiş kullanılan kostümlerle bütünlük sağlanmıştır. Temsilin en dikkat çeken performansı haklı olarak Juliet rolündeki Otilya İPEK’e aittir. Eser boyunca, aryalarındaki tiz ve ritmik pasajlardaki hâkimiyetini ustalıkla sergilemiş, izleyicilere de bu hâkimiyetini hissettirmesini bilmiş ve eserin sonunda en büyük alkışı hak ederek almıştır. İki ana karakterden diğeri Romeo’nun ise temsil boyunca gösterdiği üstün gayret, karakterin bir bayan tarafından canlandırılmasını anlayamamış bazı izleyicilerin fısıltı ve gülüşmeleriyle gölgede kalmıştır.

Bellini’nin, icrası pek de kolay olmayan bu eseri, genç şeflerden Peter VALENTOVIC’e zor anlar yaşatmış, özellikle ilk sahnede koroyla zamanlama hataları olmuş, koro bariz şekilde yarım vuruş değerinde orkestradan acele etmiştir. Kısa süreli de olsa izleyicilerin dikkatinden kaçmamıştır. Ayrıca eserin çeşitli bölümlerindeki ani kesmeler ve kısa süreli darp vuruşlarında zaman zaman birliktelik kaybolmuş, farklı zamanlarda gelen yay çekiş ve timpani vuruşları rahatsız etmiştir. Eserin icrasındaki en önemli hata Juliet’in sahneye ilk çıkışı esnasında arp enstrümanının eşlik ettiği korno solosudur. Juliet’in o alımlı ve ağır adımlarla sahneye girişini ifade eden bu duygusal soloda, korno icracısı çok talihsiz bir şekilde ses kaçırmış ve solonun ilerleyen bölümlerinde bu güven kaybını ve tedirginliğini icrasına fazlasıyla hissettirmiştir.

Yazıyı bitirirken şunu belirtmek istiyorum. Bu eserde emeği geçen ve Türkiye’de bize bu eseri izleme imkânı oluşturan İstanbul Devlet Opera ve Bale Müdürlüğü’nün tüm personeline teşekkür ederim.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021