Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1749




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 74 müzisyen gazete okuyor
 
 
İbrahim Elibal
 
 
Yayımlanan Sayı : 519

Tangonun Tarihi - 18.03.2008





Her ne kadar tango bugün ışıltılı dans salonlarında yapılsa da, aslen Buenos Aires’in kenar mahallelerinde ve genelevlerinde ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılın sonunda Buenos Aires, Avrupa ve Afrika’dan gelen, bir çoğu bu yeni ülkede kendini yalnız hisseden göçmenlerle ve sürgünlerle dolmuştu. Bunlar geçici arkadaşlıklarda, içkide ve kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayacak herhangi bir eğlencede avuntu buluyorlardı.

Bu göçler sonunda aradıklarını bulamamışlar ve büyük bir ümitsizliğe düşmüşlerdir. Kendilerini bu ülkede yabancı gibi hissetmişler ve hiçbir yere ait olmama duygusundan kurtulmaya çalışmışlardır. Bu koşullar altında , bu baskı altındaki kültür yeni bir müziğin doğmasına yol açmıştır.. Sosyal baskılar nedeniyle duygularını ifade etmekten kaçınmışlar, bunun yerine kendilerini tangoyla özetlemişlerdir.
Tango çeşitli kültürlerin karışımıdır,; Afrika vuruşları, Kızılderili ritmi ve Latin etkisi Arjantin pampalarının müziğiyle birleşti. Tango adının Afrika tamtamlarının çıkardığı “”tan-go”" seslerinden, ya da Latince dokunmak anlamına gelen “”tangere”" fiilinden türediği sanılmaktadır. Tango adı nereden gelmişse olursa olsun, tango müziği tango dansına da can verdi. Hayal kırıklığına uğrayan milyonlarca insan duygularını müziğe de yansıtmıştır -ki bunlar öfke, hüzün, vatan hasreti ve düş kırıklığı olmuştur.Başlangıçta tango, kapalı ve küçük çevrelerin ayıplanan ve hor görülen müziğidir. ..aile babaları bu müziğe kuşku ile bakmakta ve bırakın dans etmeyi, sabah fabrikaya çalışmaya giden kız çocuklarının kulakları tango sözlerini ve bandeneo’nun baştan çıkarıcı ezgilerini duymaması için pamukla tıkanmaktadır İlk tangolar Arjantin aristokrasisinin “”aşağı”" bulduğu bir davranış idi.Bunu nedeni şöyle açıklanabilir: Tango, daha çok genelev dünyasında rağbet görmekteydi. Muhabbet tellalları cafishio veya cafio’lar, çoğunlukla fakir Doğu Avrupa’dan gelen sermaye kadınlar ve kaçamak yapan maceraperestlerin bu yeni ve erotik dansı rahatlıkla yapabilecekleri yer ancak batakhanelerdi… O günlerdeki tangoların adları bu gerçeği yansıtırDönemin tangocu tipini temsil eden guapo veya compadre’ler özel giysiler giyen, kıskanç, kavgacı, bıçak taşıyan, sık sık da hapse giren yarı köylü, yarı şehirli kabadayılardır. Meslekleri çoğunlukla arabacılık, at bakıcılığı ve kasaplıktır. Kendi aralarında ‘compadraje’ adlı kurallar geçerlidir.1912′de Arjantin’de alt sınıfa seçme hakkı verilmesi,bu sınıfın kültürel özelliklerini daha üst sınıfların tanımasına olanak sağladı.Böylece tango halk arasına karıştı. Durum bir süre sonra değişti, “”aile”"nin gidebildiği açık hava eğlence gazinolarında “”edepli”" tangolar yapılmaya başlandı.Yüksek sosyeteye göre tango ,kabul edilemeyecek kadar kaba ve müstehcendi.Fakat birinci Dünya Savaşı’ndan çok kısa bir süre sonra tango Fransa’ya taşındı.Fransız sosyetesi tangoyu bağrına bastı.Fakat Avrupa’da yaygınlaşmaya başlayan tango biraz değime uğramıştı.Tangonun Fransız versiyonu orijinaline göre daha duygusal,daha melankolik ve daha az ihtiraslıdır.Tangonun Paris’teki bu büyük başarısından sonra Arjantin’de halka açık yerlerde tango yapılmaya başlandı.1940′lar tangonun altın çağı olarak ifade edilir.Fakat 1950′lerde çeşitli nedenlerden ötürü tango tekrar yeraltına dönmeye başladı.Rock’n Roll’un yayılması ile birlikte eşli danslar popülaritesini yitirdi.1950 1980 yılları arasında Arjantin bir sürü diktatör tarafından yönetildi.Dans etmek yasaklandı. Şuanda özgürlükle birlikte tango bütün ihtişamıyla birlikte geri döndü.Türkiye’nin tango ile tanışması Cumhuriyet’in kabulünden hemen sonraya rastlar.Medeni hayatta batıya yönelik yenilemelerin arasında dans da gelmektedir.Fakat Arjantin tango uzun yıllar Türk insanı tarafından benimsenmedi. Bunun en önemli nedeni dans stilinin fazla müstehcen bulunmasıydı.Avrupa’da değişime uğramış stili benimsenmeye başlandı ama yine de bay ve bayan hiçbir zaman gerektiği gibi yakın dans etmediler. Tango ve Türkiye ile ilgili asıl inanılmaz olan, Türkiye’nin dünyada tangonun ulusal bir marş gibi söylendiği tek ülke olması.Ama yine de Türkiye Avrupa Dans Federasyonuna üye olmayan tek Avrupa ülkesi.Ulusal marş gibi söylenen şark , ‘ La Cumparsita ‘ Türkiye’de her düğünün açılış şarkısıdır. Tango sadece bir dans değildir.Tango bir yaşam stilidir.Tango çoğu şairin şu kelimelerle belirtmeye çalıştığı direkt, duyguların dışa vurumudur: “” bir kavganın, kutlamaya dönüşebilme inancı”"


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019