Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1776




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 28 müzisyen gazete okuyor
 
 
Vural Yıldırım
 
 
Yayımlanan Sayı : 496

Türk Müziği’nin Yapısal Dönüşümü Üzerine - 12.02.2008





Müzikal kimlik dediğimizde aklımıza, bireyin ya da toplumun sevdiği, icra ettiği müzik türü gelir. Müziğin tek boyuta indirgenen bu perspektifi, Müzik Biliminin[1] gelişimi ile genişlemiştir.

Müzik toplum bağlamlı, sosyo-kültürel fenomendir. Kültürel kimlik direkt İnceleneceği gibi, bir öğesinden yola çıkılarak ta ele alınabilir. Kimlik[2], kendimizi ait hissettiğimiz grubun içinde tanımlanmamızdır. Müziğin tanımlanması, anlamlandırılması bize toplumun kültürel yapısı hakkında bilgi verir. Bu nedenle müziği incelemek, toplumu incelemek anlamı taşır.

Müziğin bugüne gelinceye kadar geçirdiği evreler, aynı zamanda kültürel yapının değişikliği hakkında bilgilenmemizi sağlar. Kültür durağan değil,  değişen, gelişen hatta yaşayan[3] dinamik bir süreçtir.

MÜZİKOLOJİ

Müzikbiliminin ortaya çıkışında, insanların, ulusların kendi müziğini, kendi Kültürünü tanıma isteği-merakı yatar. Ayrıca etnosantrik bakış açısıyla, kendi müziğinin üstünlüğünü kanıtlama çabasına dikkat etmemiz gerekir.[4]

Müzikoloji, her tür müziği bilimsel olarak inceleyen, araştıran disiplindir. Toplumun müzik kültürü gelişimindeki işlev ve yapı eğilimlerini, yasallıkları araştırır. Müzik kültürünün gelişimi için öneriler getirir.

Müzikoloji toplum içinde müziği incelediği için, sosyoloji, antropoloji, tarih vb. disiplinlerle ortak çalışır. Disiplinler arası olduğunu ortak yöntemleri kullanmasından anlarız.

Müzikoloji içinde zamanla etnomüzikoloji gelişerek ayrı bir disiplin oluşmuştur. İki disiplin arasında net ayrım olmasa da yöntem[5] sorunu belirleyicidir. Müzikoloji, genelde tarih ve sistematik yapıya yönelirken, etnomüzikoloji yaşayan müzikleri ele alır.

SOSYAL YAPI VE MÜZİK

Müzik tarihi incelemesi tek boyutlu olduğunda yetersiz kalır. Müziğin tarihini toplumların tarihi ile yapısal ilişkiler bütününde ele almak gerekir. Ortaçağ müziğini anlatırken, kilisenin otoritesinden, dinin müzik üzerindeki söz sahibi olmasından ve yönlendiriciliğinden yola çıkmak gerekir.

Sosyal yapının çeşitli göstergeleri vardır. Müzik bunlardan biridir. Son zamanlarda popüler kültür ile beraber türlerin entegrasyonu söz konusu olsa da müziğin tarihi serüveninde belli ayrımların olduğunu görmekteyiz.

Müziğin üretimi ve icrası tarihte iki yönelimli olmuştur. Bunlardan birincisi; ulus-devletlerin ortaya çıkışına kadar sarayda var olan “yüksek sanat” müziği, diğeri; hala varlığını sürdüren, megapoller ve popüler kültürde kırılma yaşayan “halk, avam, folk, etnik” müziktir.

Habermas’vari bir yöntem ile kamusallık içinde müziğin yapısal değişimine yönelik   çalışmada ele alınması gereken saray müziğidir. Çünkü sarayda belirli konumda olan sanat çevresi, kendi içlerindeki biraradalıkla bir kamusal alan yaratmışlardır. Gerçi Habermas’ın dediği gibi “tüm yurttaşların erişmesi” (Habermas,2002) tam olarak mümkün olmasa da  müziğin geneline yönelik yani müziğin genel yararına ilişkin  meseleler tartışılmaktadır.

Halk müziğinde estetik kaygı bilinçli olarak dikkate alınmaz. Eser üretenler (genelde aşıklar), sahip oldukları müzik birikimleri doğrultusunda karşılaştıkları olaylara göre müzik üretimi yaparlar. Bu türde müzikal estetikten çok, sözel anlatım önemlidir. Sözler müziğin efendisidir.

Müziğin yapısına yönelik tarihi çalışmayı çok eskilere götürmek zordur. Öncelikle halk müziğinin yapısı gereği notaya alınmayışı, kaynağına ulaşmamızı zorlaştırır.

Klasik müzik dediğimiz, geleneksel müziğimizin bir türü olan saray müziğinde durum biraz belirgindir. Meşk usulü (karşılıklı tekrarlara dayalı) ile öğretilen bu tür, saray entelijensiyası kanalıyla kısmi de olsa günümüze aktarılmıştır. Sarayın yaşamına yönelik bilgilerde müziğe de rastlamak mümkündür. Ayrıca çeşitli eserler yazan; Ali Ufki, Maragalı Abdülkadir, Charles Fonton[6] vd. müzik konusunda bize bilgi sunarlar.

Müziğimizde batı ile karşılaşmanın bir dönüm noktası oluğu ve nota kavramının böylece saray müzisyenlerine tanıştırıldığı bilinse de daha önceleri örneğin, yukarıda adı geçen Ali Ufki (17. yüzyıl) sarayda birçok eseri notaya almıştır.

YAPI

Sarayda var olan müzikal yapının özellikle batı ile karşılaşma dönemine kadar kendine özgü, zengin ritm ve çeşitli makamlara dayalı konumu sürmüştür. Batı müziğinin tonal sistemi, saray müziğimizdeki makamsal yapıya özgü arızaları[7] içselleştirebilecek nitelikte değildir. Makamsal yapı sahip olduğu çeşitlilik nedeniyle sonsuz dizi üretmeye açıktır.

Müzisyenlerimiz “çağdaşlaşma” adına, “yenilik” adına özellikle Tanzimat ile birlikte, tonal sisteme yakın makamlarda eser üreterek, makam zenginliğini sınırlamışlardır.  Eserlerin batı sistemine göre üretimi birçok makamın unutulmasını ya da kullanılmamasını beraberinde getirmiştir.

Meşk usulü ile eğitimin devamı makamların zenginliğini bir süre devam ettirse de medrese, tekke vb. yerlerin Cumhuriyet ile kapatılması, bu türün tamamen uygulama alanını daraltmıştır.

Cumhuriyet politikasının batıya entegrasyon kanallarından biri olarak düşünülen müziğin de tonal sisteme yönelik uygulama zorunluluğu[8] Türk müziğinin yapısında kısırlaştırıcı etki yaratmıştır.

Toplumun değişim sürecinde, her alanda olduğu gibi müzikte de önemli değişimler olmuştur. Toplumsal değişimle ve dille koşutluk gösteren müzik, gelişimini devlet-toplum ikiliğinde sürdürmüştür.

Habermas, “18.yüzyılın her tür müzik tamamen temsili kamunun işlevlerine bağlıydı” (Habermas,2000) derken müziğin temsili kamudan bağını koparmasının 18. yüzyıl ile başladığını belirtir. Bizde ise Tanzimat dönemi genel bir tarih olarak verilebilir. Müziğin yapısındaki değişimin doruk noktası ise Cumhuriyet sonucu uygulanan müzik politikaları ile yaşanır.

KAYNAKÇA:

1.      Bardakçı, Murat. Maragalı Abdülkadir. İst: Pan Yay,1986.
2.      Behar, Cem. Ali Ufki ve Mezmurlar. İst: Pan Yay,1990.
3.      Fonton,Charles.18. Yüzyılda Türk Müziği. (çev: Cem Behar) İst: Pan Yay,1987
4.      Güvenç, Bozkurt. Kültürün ABC’si. İst:YKY,1997
5.      Güvenç, Bozkurt. Türk Kimliği. Ank:KBY,1999
6.      Habermas,Jurgen. Kamusallığın Yapısal Dönüşümü (çev:Tanıl Bora,Mithat Sancar). İst:İletişim Yay,2000
7.      Habermas, Jurgen. “Kamusal Alan” (çev:Meral Özbek).Kültür ve Toplum. Kamusal Alan Özel Sayısı. Der:M.Özbek. İst:Hil Yay,2002-24 8.      Özer, Yetkin. Bilim Perspektifinde Müzik. İzmir:Dokuz Eylül Yay,1999.
9.      Saygun, Adnan. Atatürk ve Musıki. Ank:Sevda-Cenap And  vakfı Yay,?
10.  Sachs, Curt. Kısa Dünya Musıki Tarihi (çev:ilhan Usmanbaş).İst:Dev. Kons. Yay,1965
11.  Şenel, Süleyman. “Cumhuriyet Dönemi’nde Türk Halk Müziği Araştırmaları” Folklor/Edebiyat. Ank:Ürün Yay,1999-1
12.  J.Rutherford, vd. Kimlik (çev:İrem Sağlamer). İst:Sarmal Yay,1998

Dipnotlar:

1.      Geniş bilgi için bknz. Folklor/Edebiyat Dergisi, Etnomüzikoloji özel sayısı, Ank:Ürün Yay. 1991-1
2.      Bknz. Bozkurt Güvenç, Türk Kimliği, Ank: Kültür Bak. Yay:1994. Ayrıca, J. Rutherford vd. Kimlik, (çev:İrem Sağlamer). İst: Sarmal Yay, 1998
3.      Sayın Güvenç, Kültürün ABC’si adlı kitabında (İst:yky,1997) kültürün bu yönünden sözeder.
4.      Müzikoloji, karşılaştırmalı müzik olarak 19. yüzyılda gelişmeye başladığında batılılar kendi müziklerini ve kültürlerini diğerlerinden üstün olduğunu ve diğer müziklerin evrim geçirerek batı seviyesine ulaşabileceğini savunuyorlardı. Halk müziklerinin “basit, teksesli, çağdışı” olduğunu söylüyorlardı. Müzikolog Cutr Sachs’ın halk müziklerine bakışını şu yazısından anlayabiliriz; “…ilkel musikiyi ileri musikiden ayıran şey, bir parça içinde hiçbir yüksek noktaya varmayan bir tekrar, genel olarak, geleneğe sıkı sıkıya bağlılık ve ne nota yazısı yoluyla ve ne de en ilkel bile olsa herhangi bir yöntem yoluyla, akılsal bir davranışa bağlanmamasıdır.”(1965).

Bu düşüncenin savunuculuğunu yaparak “batılı” olduğunu zannedenlerden Muallim Hasan Bahri Bey ise neredeyse aynı şeylerin bir versiyonunu söyler; “…küçük küçük odalarda toplanan gençler, köçeğin oynamasından ve çalgıların ritimsiz gürültü yapmasından hoşlanıp, odanın tavanına rövelver atarak bir kat daha neşeli olurlar.

(…) Bu türkülerden sonra bir kişi ‘bozlak’ dedikleri, gazelimsi, saçma sapan bir şarkı okur. “ Muallim Hasan

Bahri Bey. Anadolu’da Köy Düğünleri. (Aktaran, Süleyman Şenel, 1991-1)

5.      Bknz. Yetkin Özer. Bilim Perspektifinde Müzik. İzmir:Dokuz Eylül Yay.1997
6.      Kaynakça kısmında kitap künyeleri verilecektir.
7.   Kastedilen komadır. Fark için bknz.İ.H.Özkan. Türk Müsikisi Naz.Usulleri. İst: Ötüken Yay.1994.
8.  
Bknz. A.A.Saygun.Atatürk ve Musıki. Ank:Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Yay:?


Kaynak: http://www.mutriban.com/2007/11/06/turk-muziginin-yapisal-donusumu-uzerine/

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020