Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 21 müzisyen gazete okuyor
 
 
Süheyla Kırca Schroeder
 
 
Yayımlanan Sayı : 493

Popüler Kültür ve Küreselleşme - 07.02.2008





Küreselleşen Popüler Kültür ve Medya İlişkisi

Popüler kültürün orijinine ilişkin tartışmalar akademisyenler arasında halen devam etmektedir. Kültürel çalışmalar kuramcıları, kitlesel üretime geçişin (dolayısıyla dağıtımın ve tüketimin kitleselleşmesinin) bugün anladığımız anlamdaki popüler kültürün oluşmasının habercisi olduğunu ileri sürerler. Bu olguyu hazırlayan dinamik olarak, 19. yüzyıl sonlarında çeşitli toplumsal değişim ve dönüşümlere neden olan sanayi devrimi alınır. Sanayi toplumunda iletişim her şeyin merkezine gelip oturur. Bu dönemde yazılı kültürün yaygınlaşmasıyla ve daha sonra 20. yüzyılda ‘audio-visual’ kültüre geçişle popüler kültürel formların oluşumu ve gelişimi arasında sembiyotik bir ilişki vardır. Günümüzde popüler kültür medya ve eğlence endüstrilerinin önemli bir pazarı haline gelmiştir.

Popüler kültür alanında oldukça geniş bir literatür bulunmasına rağmen bu kültürün ortak kabul gören bir tanımına ulaşılamamıştır. En geniş anlamıyla gündelik hayatın kültürü olarak tanımlanabilir. Bu kültür tüm ideolojik biçimlenmelerin (siyasal, kültürel, düşünsel, cinsel, dinsel vb.) üretildiği ve gerçekleştirildiği, içinde iktidar ilişkilerini barındıran bir mücadele alanıdır (Kırca, 2001)

Popüler kültürün en önemli üretim araçları olan medya “gerçek” kültürü hammadde olarak kullanır; çeşitli yönlerini yeniden yaratarak, değiştirerek, şekillendirerek yeniden üretir. Modern insanın kültürel tercihlerini düzenleyen medyanın sonuç itibarıyla yaptığı şey, gerçeğin kurgusallaşmasıdır. Bu ürünlerde kurgusallaştırılan gerçeklik, çoğu zaman güç ilişkilerini ve iktidarı meşrulaştırmaya yarar: Düşünmeden tüketilen, eleştirel bilincin gelişmesine fazla olanak tanımayan, sisteme olan inancı destekleyen bir kültür yaratılır. Popüler kültür ürünleri içinde yaşadığımız kültürü dolayımlar ve üretir. Bu kültür de toplumda “hakim” tanımları üretir ve güç dengelerini meşrulaştırarak bunların devamını sağlar. Ancak popüler kültür yalnızca egemen sınıfların ideolojilerini yansıtan bir kültür değil, çok sayıda çelişkili öğeyi içinde barındıran farklı grupların (sınıfsal, etnik, cinsel vs.) mücadele alanıdır.

Bu “mücadele alanı” uzun süredir disiplinlerarası pek çok araştırmaya konu olup küresel boyutları ve sonuçları açısından tartışılmaktadır. Ben de bu yazıda öncelikle popüler kültürün küreselleşmesinde etkin olan dinamikler üzerinde kısaca duracağım, daha sonra hip-hop gibi içinde çelişkili öğeler taşıyan bir popüler kültür formunun küreselleşmesinin ne anlama geldiğini tartışacağım.

Küresel Popüler Kültür ve Hibrid Formlar: Hip-hop Kültürü

20. Yüzyılın ikinci yarısından sonra gelişen yeni iletişim teknolojileri ve çok-uluslu medya holdingleri, önceki dönemlere göre daha çeşitli, yoğun, geniş ve hızla yayılan bir küresel kültür akışına yol açıyor. Dünyadaki dolaşımı her geçen gün artan popüler kültür ürünleri, diğer bir deyişle modern kitle iletişim araçlarıyla metalaştırılan, ulusal sınır tanımayan kültür ‘küresel kitle kültürü’ olarak nitelendiriliyor (Hall 1998, s. 47-8). Küresel kitle kültürünün Batı merkezli olduğu tartışma götürmez bir gerçek. Dahası medyanın tür ve içeriklerinin, kültürel imgelerin Kuzey Amerika’dan diğer Batı kültürlerine, oradan da gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelere akışı uzun süredir (neredeyse) tek yönlü olarak sürüyor. Batı’dan Doğu’ya, Kuzey’den Güney’e gerçekleşen bu kültür ve güç akışının tüketim maddeleri, marka ve medyanın yarattığı imajlarla dolaşıma giriyor. Karmaşık dağıtım ağları ve ortaklık anlaşmalarıyla diğer ülkelere ihraç edilen popüler kültür ürünleri, ulus aşırı şirketler aracılığıyla Amerikan tarzı bir yaşam anlayışının hakim olduğu bir çerçevenin içine yerleştirilerek yerelleştiriliyor veya yeni kültürel ortamlarla etkileşim içerisine girerek yeni kültürel oluşumlara yol açıyor.

Küresel kültür akışının hız kazanması, ulusal kültürlerin, kimliklerin ve kurumların merkeziyetçiliğinin sorgulanmasını kaçınılmaz olarak beraberinde getiriyor. Bu sorgulama ve değişim sürecinde kültür ürünlerinin ve anlamlarının, yani kültürel alanın tüketilmesinde ve metalaşmasındaki yayılmanın, etkisinin oldukça önemli olduğu tartışma götürmez bir gerçekliktir. Kültürel ürünlerin dünyadaki akışının yerel kültürler üzerindeki etkileri çeşitli kuramsal yaklaşımlar çerçevesinde incelenmektedir. Bu yaklaşımların neler olduğunu tek tek bu makale kapsamında tartışmak mümkün değil. Ancak kültür akışının ‘kültürel homojenlikle’, yani türdeşleştirici bir kültürel temsil biçimi oluşturmasıyla aynı anlama gelmediğini burada belirtmem gerekiyor. Popüler kültür aracılığıyla gerçekleşen kültür akışı yerel kimliklerin yeniden biçimlendiği bir süreç olarak görülmektedir. Bu bakış açısı, bizi yerel kimlikleri durağan görmekten uzaklaştırarak, onları çeşitli söylemlerin oluşturduğu yapılanmaların süreci olarak kavramlaştırmamıza olanak verir. Held et. al.’in de belirttiği gibi, kültürel küreselleşme ‘ulusal kültürlerin kendi anlamlarını sürekli yeniden ürettikleri şartların dönüştürülmesidir’ (Held et. al. 2000, s. 328).

Ulusal ekonomilerin, kültürlerin ve yaşam biçimlerinin kendileri artık küreselleşme sürecinin parçasını oluşturmaktadır. Kültürel etkileşim sonucu ortaya çıkan kültürel oluşumları açıklamak ve anlamlandırmak için çeşitli terminolojiler kullanılmaktadır. Bunlardan biri de kültürel “hibridizasyon”dur (Lull, 2000). İthal edilen ‘yabancı’ kültürün yeni ortamda belirli bir şekilde algılanması ve ondan yeni anlamlar üretilmesi ile ilgili bir süreçtir. Rap müziğinin ve hip-hop kültürünün çeşitli ülkelerde pek çok pop müzik türlerini ve gençlik kültürlerini etkilemesi buna bir örnektir.

Rap müziği ve onu çevreleyen hip-hop kültürü Amerika’da 1970’lerde Afrika kökenli Amerikan gençleri tarafından geliştirildi. Bu gençlerin içinde bulundukları ekonomik, sosyal ve kültürel baskıyı ifade edebilmek için kullandıkları bir sanat formudur rap. Afrika kökenli sözlü geleneğin bugüne kadar ulaşan halkası “rhyme” rap müziğin temelini oluşturur. Hip-hop kültürü yalnızca bir eğlence aracı değil tarihsel olarak süregelen  kendini ifade etmenin bir yolu, ortak bir anlayış, deneyim ve geleneklerden oluşur. Amerikan gettolarında oluşan bu kültür, dünyanın çeşitli ülkelerinde hakim kültüre karşı bir ses olmak isteyen gençler tarafından kendi kültürel ortamlarında yeniden üretilmektedir. Yeni Zelanda yerlileri Maoriler, Almanya’da yaşayan Türk gençleri veya Fransa’da yaşayan Afrika kökenli gençler bu müziği ve kültürü içinde bulundukları şartlarla mücadelenin bir aracı olarak üretmeye ve tüketmeye devam etmektedirler.

Hip-hop kültüründe görüldüğü gibi, yeni iletişim teknolojileriyle küreselleşme boyutu her gün hız kazanan popüler kültür formları, kimliğin ve kültürel alanın coğrafi alandan gittikçe ayrıldığına işaret eder. Bunun doğurduğu sonuçları iki şekilde değerlendirmek mümkün. Birincisi, günlük yaşam içindeki kütürel pratikleri çeşitlendirir.  İkincisi, toplum içindeki kültürel farklılıkların daha da görünür hale gelmesine neden olurken sosyal ve kültürel alanların dönüşümünü de sağlar. Örneğin, özellikle 1990’lardan beri İstanbul müzik kültürünün küresel müzik kültürleriyle yoğun etkileşimi beraberinde eğlence mekanları arasında yalnızca Batı kökenli müzik kültürlerinin oluşmasını değil, Türkü barları gibi yerel müzik pratiklerinin popülerleşmesini de getirdi. Ayrıca Türk medyasındaki bazı reklamlar rap müziğinin tınıları ve hip- hop kültürünü simgeleyen imajlarla renklenmeye devam ediyor.

Kaynakça:

Held, David; McGrew, Anthony; Goldblatt, David & Perraton, Jonathan. Global Transformations: Politics, Economics and Culture. Oxford: Blackwell, 2000.

Hall, Stuart. ‘Yerel ve Küresel: Küreselleşme ve Etniklik’, Kültür, Küreselleşme ve Dünya-sistemi içinde. (Der.) A. King, Çev. G Seçkin ve Ü.H. Yolsal. Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları, 1998.

Lull, James. Media, Communication, Culture: A Global Approach. New York: Columbia University Press, 2000

Kırca, Süheyla. “Medya Ürünlerinin Küresel Yayılımı, Yerelleştirilmesi: Ulus aşırı Kimliklerin Yaratılması”, Doğu Batı, Spring 2001.

* Yrd Doç Dr., Bahçeşehir Üniversitesi, İletişim Fakültesi

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021