Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1750




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 72 müzisyen gazete okuyor
 
 
Zeren Çelebi
 
 
Yayımlanan Sayı : 423

Türk mûsikisi otoritelerinin nota tanımları - 26.10.2007





“Nota Bağımlıları” başlıklı yazıdan sonra yine saldırılara maruz kaldım (!) Ama az sonra  yazımı okuyacak olursanız  otoritelerle aynı görüşü paylaşmış olduğumuzu, dolayısıyla da her şeyin yolunda olduğunu göreceksiniz. Şimdi hep birlikte okuyalım bakalım otoriteler nota hakkında neler söylemişler. Buyurun!

“ Nota, amaç değil sadece araçtır, yani esas olan uygulamadır. Nota bu amaca hizmet ettiği oranda yararlı bir tekniktir. Müziğimize nota yazımının geç girmiş olması ona gereğinden fazla değer vermemizi gerektirmez, gerektirmemelidir. Bugün kullanmakta olduğumuz batı nota sisteminin gelişmesi ise her şeyden önce bir gereksinimden doğmuştur. Batı müziği çoksesli örgü tekniğinin gelişmesine paralel olarak giderek karmaşık hale geldikçe akılda tutulması ve ezberlenmesi zorlaşmıştır. Bundan dolayı yazılan eserlerin unutulmaması ve gelecek kuşaklara da aktarılabilmesi için nota yazım sistemleri bulunmuş ve bu sistemler müziğin gelişimiyle orantılı olarak sürekli yenilenmiş ve geliştirilmiştir. Bizim geleneksel müziklerimiz ise aynı ve benzer bir evrim geçirmediğinden rahatlıkla kulaktan kulağa bellenebilmiş ve aktarılmıştır. Başka nedenlerin de yanı sıra ama esas itibarıyla işte bu nedenden bizde müzik yazımına batıdaki gibi mutlak bir ihtiyaç duyulmamıştır. Aslına bakılırsa günümüzde bile genelde notadan değil gelenekte olduğu gibi kulaktan öğrenilmektedir. Bugün iyi ve otantiğe daha yakın olan icralar genelde notayı göz ardı eden icralardır. Başka bir deyişle, bugünkü uygulanan yetersiz biçimiyle nota bilmemek geleneksel doğru ve tatmin edici bir icra için dezavantaj değil, tam tersine bir avantaj olmaktadır. Çünkü uygulamada esas olan geleneksel seslendirme teknik ve kültürüne sahip olmaktır. O da zaten nota ile değil, görerek ve dinleyerek kazanılabilen bir yetidir. Kısacası böyle bir kültür ortamında “usta-çırak” ilişkisi içinde kazanılabilen ve yaşatılabilen uygulamaya dayalı bir uğraştır”*
Bu yöntem sanatçıları tembelliğe ittiği gibi sanatçıyı aynı zamanda notaya mahkum etmiştir. Oysa türkülerin notayla okunması söz konusu değildir. Nota bir tesbittir. Sanatçı mutlaka notanın önünde olmalıdır. Zira bir çok özelliğin notaya aktarımı mümkün olamamaktadır.”**

Bugün hem  nota hem de meşk açısından baktığımızda, bu iki sistemi de eğitimde uygulamak gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Elde edilen kayıtlarla, bugün yapılması gerekli olan meşk artık “birebir” meşk edilecek kişi ile beraber olunmasını gerektirmemektedir.
Bu noktada bugün nota da meşk de iyi bir icracının yetişmesindeki en önemli unsurlardır ve bu iki unsuru birleştiren bir saz ve ses eğitimi icrası hem geleneğin devamını sağlayacak hem de yeni kuşaklar bu geleneğin özümsenmesiyle yeni bir şeyler ortaya koyarak geleceğe yeni yorumları taşıyacaklardır.

Nota yazılarından yararlanmadan sadece hafızaya dayanılarak yapılan bu eğitim şeklinde bir “hoca”dan istifade etmenin önemi çok büyüktür. Hocadan meşk sırasında alınacak ilk unsur eseri hafızaya kaydetmek, ikinci unsur ise eseri yorumlamaktır. Burada devreye giren en önemli konu “üslup”tur. Üslup, bir eseri güftesine uygun bir ifade tarzı ile, bestelendiği makamın özelliklerine uygun olarak, usul ve formunu bozmadan ve de bestekarın estetik anlayışına saygılı kalma kaydı ile kendi estetik anlayışını da katarak icra etmek olarak tanımlanabilir.

Geleneğin tümünü göz önünde tutarsak GTM’de bir eserin notaya alınması o serin nesnelleşmesine yol açmakta, icra sırasında yapılacak yorumların alanını kısıtlamakta ve eseri standartlaştırmaktadır. Eser notaya alınıp icra tarzı belirlenince meşk yolu ile hocadan intikal eden GTM üslubu ortadan kalkmaktadır.

Hangi değiştirme işareti kullanılırsa kullanılsın batı müziği için oluşturulmuş nota yazısının GTM icrasında kullanılan sesler için yetersiz kalacağı bilindiği halde bu sistemle yazılmış, bu notaların eserin sadece iskeletini ifade ettiği kabul edilerek perdelerin makam içerisindeki iniş ve çıkış cazibesi ile oluşan değişiklikler icracının yorumuna bırakılmıştır.
Fakat şu da bir gerçektir ki, eserin sadece iskeletini ifade etse de bir notanın mevcudiyeti GTM eserlerinin ve belki de bu müziğin tümünün hafızalardan silinerek unutulacağı endişesini ortadan kaldırmıştır.

Nota kullanmadan bir eseri hafızaya almanın GTM repertuarına olumsuz etkisini de gözardı etmememiz gerekmektedir. Güfte mecmualarında mevcut olan eser sayısının, günümüze kadar gelebilen eserlerden çok daha fazla olması bu etkiyi göstermeye yetmektedir. Ayrıca 20. yy başlarına kadar sesli kayıt yapma imkanı olmadığından eserin ne kadar doğru ve sağlıklı bir şekilde günümüze ulaşabildiği konusunda da tereddütler bulunmaktadır.

Ayrıca GTM’de batı müziğindeki gibi bir eserin temposu, ritmi belirtilmediği gibi eserin içinde yapılacak nüanslar da yazılmamıştır. İşte bu noktada meşk sistemi ve hoca devreye girer.

GTM’nin gelenekten gelen tavırlarının devam edip gelecek kuşaklara aktarılması ve bu tavırların ve icraların devam edebilmesindeki en önemli nokta icracıları ister ses ister saz sanatçısı olsun gelenekten gelen icraları dinleyip onları meşk etmek ve icralardan sazına veya sesine bir şeyler katabilmek ve bu temelde kendi tavrını oluşturmak gibi bir yükümlülük içerisine girmesiyle olacaktır.”***

Artık bunca açıklamadan sonra nota ile ilgili takıntılarımızı aşmış olmamız gerekir. Aşamadıysak, biz engelleri seviyoruz demektir. Ne engelleri ne de engel olmayı sevenlerden olmamak dileğiyle…




*( GEDİKLİ, Necati. Geleneksel Musikilerimizde Kuram-Edim İlişkisi ve Yöntem Sorunu. IV. İstanbul  Türk Müziği Günleri Türk Müziğinde Eğitim Sempozyumu Haz: Göktan AY. Kültür Bakanlığı Yayınları. Ankara-1998.)

**(ETİLİ, Can. Cumhuriyetten Günümüze Türkü Söylemede Kullanılan Yöntemler. Müzikte 2000 Sempozyumu Haz: Göktan Ay. Kültür Bakanlığı Yayınları. Ankara-2001.)

*** ( BEŞİROĞLU, Şehvar. Türk Musikisinde Üslup ve Tavır Açısından Meşk. IV. İstanbul Türk Müziği Günleri Türk Müziğinde Eğitim Sempozyumu Haz: Göktan AY. Kültür Bakanlığı Yayınları. Ankara- 1998.)



 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019