Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 56 müzisyen gazete okuyor
 
 
Deniz Yeşil
 
 
Yayımlanan Sayı : 402

Hamsi Mahallesinde Hamaset Satılır mı? - 26.09.2007





Trabzon'da öncü sarsıntılar devam ediyor. Trabzonspor Sivas maçında yaşananlar önceki yaşanan şiddet olaylarına kıyasla daha küçük boyutlu olsa da benzerlikler içeriyor. Bu da şiddet… Bu da Trabzon'un Türkiye'deki yeni ve alışılmış gündemi... Ülkenin konusu olmak için yeterli haber değeri taşımayan sokak kavgaları ve cinayet olayları ise her gün bizim yerel gündemimizde.

Görünen o ki yetkililer kentte yeni bir olayın yaşanmaması için şiddetin kaynağını kurutmaya yönelik henüz ciddi bir adım atmamışlar. Hamsi yemekle hamasilik yapmak arasında ‘Karadeniz’ kadar fark olduğunu bilmeliyiz… Hamsi berekettir, Karadeniz insanının görgüsü; çırpınışıdır. Hamaset ise denize, delik ağların, yemsiz oltaların atılması; dibi delik takayla çıkılmasıdır.

Yaşanan şiddet ve cinayet olayları sonrasında tespit enflasyonu tavana vurmuştu. Bu çok haneli ve tek sesli tespitlerden dört tanesini hatırlayalım;

İşsizlik…

Trabzon'da istihdam alanları yaratmaya yönelik yeterli adımlar atıldı mı? Olaylar zamanında vaatlerde bulunup, 'hassasiyet' lafebeliği yapanlar kendi 'istihdamlıklarını' güvenceye almaktan daha hassas ne yaptılar? (Sürmene'de yapılması vaat edilen tersane yapımı olumlu bir gelişmedir fakat on binlerce işsiz gencin olduğu ortamda denizde damla özelliği taşıyor.) Bu anlamda tüm yöneticiler seferberlik başlatmadığı sürece işsizlik olduğu gibi kalacak.
Sokaktaki işsiz gençleri, Melih Gökçek'in Ankara'daki susuzluğa bulduğu dâhice çözüm(!) gibi; şehir dışına tatile mi göndermeli? Yoksa kültürün en rahatlatıcı örneği(!) 59. Hükümetin Kültür Bakanı Atilla Koç'un kameralar karşısında uyguladığı gibi işsiz gençleri uyutmayı mı denemeli?

İşsizlik, saflara yeni katılan diplomalılarla artarak devam ediyor. Sokaklar sinirli ve gergin…

Derin Güçlerin İşi Bunlar, Peşlerine Düşmeliyiz…

Linç olayları, Papaz cinayeti ve Ermeni kökenli Türk vatandaşı gazeteci Hrant Dink suikastı sonrasında sıkça atılan nutuklarda, bu kirli işlerin arkasında organize çalışan derin güçlerin var olduğu söylendi. Herkes bu güçlerin peşinde olacağına dair 'söz birliğine' vardı. Birkaç kandırılmış, kafası karışık gencin hayatlarının derinden yaralanmasının dışında bu konuda derin bir gelişme gören var mı?

“Bu olayları Trabzon'dan doğru yapanların hesaplarını bozabildik mi” diye ısrarla soran kaç sözü geçen adam tanıyorsunuz? Eminim ki bütün bu yaşananların kötü bir rüya olmasını temenni etmekle meşgullerdir.

Ve eminim ki olayların siyasi örgütleyicileri, senaryo ve yönetmenliğini yaptıkları bu şiddet içerikli filmlerinin başarısını(!) izlemenin keyfi içindeler. Hele bir de uzmanların infial arkası sosyolojik ve kültürel tahlillerini dinlerken deymeyin keyiflerine; Heyyt be! Sosyoloji de benim, kültür de ben…

Toplumun tüm dinamikleri kendi derinliklerinden; vurdumduymazlık ve çözümsüzlüklerinden sıyrılmadıkça hepten girdabın esiri olacaklarını fark etmelidirler.

Trabzon'u Eski Aydın Kimliğine Kavuşturmalıyız…

Diyen aydınlar neredeler? Devlet Tiyatroları Haluk Ongan Sahnesi'nde toplanıp kürsüde konuşanlar şimdi ciddi anlamda- hangi projeleriyle varlar?

Tarihin bu sahnesinde hangi rolü oynadılar? Kürsüde yaptıkları o pek özel tespitlerin hangi satırlarında vicdanlarının sızladığını hissettiler?

Trabzon'un mahallerinde ne tür atölye çalışmaları başlattılar?

Bu konuda halen kaçı kalem oynatıyor?

Yetkililerin üzerinde ne tür yaptırımlar uygulamakla meşguller?

Maalesef kendilerini getiren dalgayla süzülüp geri çekildiler. Ufukta yeni dalgaların göründüğünü en iyi bilen kişi olmalarına rağmen sustular yeniden. Bu işler 'dalgayla' geçilecek işler değil. Oysa aydının her sözü denize atılan demir gibi olmalıdır. Trabzon'un demir atan aydınlarına ihtiyacı var. Güven verici, üretici, cesur ve koruyucu…

Tiyatro sahnesinde sadece oyuncular rol yapar; tarihsel sorumluluk taşıyanlar yani aydınlar değil. Ey zaman zaman konferanslar için kendi memleketlerine konuk ettiğimiz 'bilmiş' dostlarımız! Burada, sizin, hikâyelerinizdeki karakterlerin çoğalması için mücadele eden bir avuç insanın çabasına nasıl güç katmayı planladınız acaba? Bir zamanlar opera binası vardı dediğiniz kentte, konferans salonlarını doldurmaya çalışan gönüllülerle, gönlünüzden nasıl bir arkadaşlık kurdunuz? Her alanda kentsel dönüşüm uygulamaya çalışan yerel yöneticilere projelerinizle veya eleştirilerinizle nasıl bir sorumluluk örneği gösterdiniz? Yaşamdan size yetecek kadar ayrıntıyı toplayarak, sadece o ayrıntılara gömülmek ve hayatın yeni ayrıntılarla dolu çamurlu yollarından uzaklaşmak, sizi karartır, bilesiniz sevgili aydın hemşerilerimiz. Gün gelir ayrıntılarınız tükenir ve yeni ayrıntılar bulmak için döneceğiniz memlekette size sunulacak bir tek söz kalmaz. Ve maalesef buna da şaşmaz, güzel sözcüklerle kurgulanmış bir durum tahliliyle vicdanınızı rahatlatırsınız.

Bilirsiniz birileri aydın kelimesini hep tırnak içine hapseder; “Aydınlar” gibi.
“Çekin o kirli tırnaklarınızı aydınlardan” diye her seferinde sitem ederken ben cahilliğin teorisyenlerine; şimdi aydınlara tırnak geçiren kişi olmaktan rahatsızım.

Sözde mözde aydın değil. Bal gibi de en çok okuyup yazanlarımız, en çok gezip görenlerimiz, en çok sözü dinlenenlerimiz onlar. Kızgınlığım iki kat çünkü kendilerine tırnak atanları haklı çıkarmakla meşguller.

Sosyal Faaliyetleri Artırmalıyız…

Trabzon'da sosyal dayanışmanın ve hoşgörü kültürünün gelişmesi için yeni hareket planı çizen kaç dernek duydunuz? Kaçı üzerine vazife aldı bu dönemde? Kentte proje patlamasına tanık olanınız var mı? Sendikalar lokallerinde 'al papazı ver kızı'ndan daha heyecanlı bir gündem belirleyebildiler mi kendilerine?  Öğrenci muhalefeti 'Yaşasın ve Kahrolsun' klişeleriyle, on birinci sempatizanı aramanın dışında, gençliğin ve kendilerinin yozlaşmasını önleyici alternatif örgütlülükler yaratabildi mi? Siz birey olarak, kendiniz, kentiniz ve ülkeniz için 'arayış adamı' olabildiniz mi? Bu soruları sadece sormakla yetinmeyi tercih ediyorum. Cevabı vicdanınızda…

Bir Belleğini Yitirmesi Eksikti Trabzon'un…

Kentlerin belleği, arşivleri, eserleri ve mekânlarıdır.

Aslan Pulathaneli'nin arşivi bu kentin en büyük yazılı belleğiydi. Bu arşiv yaklaşık 8 ay önce İstanbul'daki özel bir kütüphaneye satıldı. Pulathaneli'nin eşi Seymin hanım, bu arşivi bedelsiz Trabzon'a bırakmayı istediğinde yıllarca hiçbir kurumdan ciddi bir adım gelmedi. Bir gevşeklik, bir dostlar çarşıda pazarda görsün ilgisi, bir bürokratik nezaket, bir politikacı vaadi halleriyle oyalanan, Seymin Pulathaneli, arşivi İstanbul'a sattı. Trabzon bu nutuk fetişizmi altında belleğini yitirdi.

Ortahisar'n Genleriyle Oynanıyor…

1) Ortahisar Mahallesindeki güllerle dolu bildiğiniz Kanuni Parkı'nı bir de şimdi gidip görmelisiniz. Orada özel hatıraları olanları büyük bir hayal kırıklığı bekliyor. Parkın ortası sanki Sahil Yolu'ndan hızını alamamış zihniyetin işgüzarlığını sergiliyor.  

2) Ortahisar'daki eski Vilayet olan Valilik Kültür ve Turizm Müdürlüğü Binası'nın yarısını, yaklaşık 5-6 ay önce adliyeye çevirdiler. Ortahisar, sokakları ve binalarıyla açık hava müzesi gibi olan bir mahalledir. Bu özelliğinin, yeni çalışma ve restorasyonlarla, pekiştirilmesi gerekirken, adliyeye çevirdiler.

3) Sıradaki yakındır, izlemeye devam edelim…

Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi ve Trabzon Sanat Evi

Her şeye rağmen iyi şeylerde oluyor…

Trabzon Belediyesi'nin Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi'ni, sinemaları, sergi alanları ve geniş konferans salonları olacak şekilde, bir yılda tamamlanacak olan yeniden inşasını bu ay başlatacak olması sevindirici bir gelişmedir.

Hatırlarsanız, kentin kültür sanat örgütleri, Kıyı dergisinin çağrısıyla Ortahisar'daki Valiliğe bağlı Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasını kurtarmak için bir araya gelerek Trabzon Kültür Sanat Platformu'nu kurmuştu. Platform, “Kültür Binama Dokunma” adlı bir kampanya başlatmış ve çeşitli eylemlerde bulunmuştu. Yetkililer bu binanın 'geçici olarak' Adliye işlevi göreceğini ve hızlandırdıkları yeni Adliye Sarayı'nın bitiminde binadan ayrılacaklarını söylediler. Platform üyelerine de Zeytinlik Caddesindeki eski Vali Konağı'nı vermeyi önerdiler. O konak şimdi Trabzon Sanat Evi olarak işlev kazandı. Binanın Adliye'ye çevrilmemesi konusunda kısa vadede bir başarı kazanılamadıysa da Trabzon Sanat Evi bu kampanyanın bir kazanımı olarak kentte kültür adına atılan önemli bir adım oldu. Sorunlara karşı sağlanan birlikteliklerin duyarlılıkları geliştirmede ve ilerleme kaydetmekte önemli bir rol taşıdığı tekrar anlaşılmış oldu.

Her şeye rağmen Trabzon mekânları, muhabbet kokar. Ganita'sında balıklar, sığamadığı denizin dışına fırlayıp takla atar. Çocuklar yüzlerindeki çillerle müstehcen yayla türküleri söyler. Köy minibüsleri fıkra atölyesi gibidir. Akşam vakti Boztepe'deki kent manzarası, yıldızlara yukarıdan bakmak gibidir.  Maçka'nın İsmet Zeki Eyüboğlu'su bilgeleştirir insanı.

Söz yetiştirilemez neneleri vardır. Gelin efendiler, bu manzaraya daha büyük olaylarla, yazık etmelerine müsaade etmeyelim. Gelin, kemençenin teli kopmasın…


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019