Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 27 müzisyen gazete okuyor
 
 
Adnan Yılmaz
 
 
Yayımlanan Sayı :

ABD’nin arka bahçesinde sosyalizm çiçek açıyor! - 26.07.2007





Latin ritimleri hızlıdır, futbolu gösterişlidir, politik süreçleri bizim içinden çıkamayacağımız kadar karmaşıktır; “Darbe”leri sert, acımasızdır. Askeri darbelerden söz ediyoruz, bize de tanıdık gelen.

Latin Amerika ülkelerinde 1980’li yıllardan bu yana demokrasi ritmleri atıyor, bu sefer. 1980-2000 arası liberalizm dalgası esti. Peru, Arjantin, Bolivya, Uruguay, Brezilya gibi ülkelerde neoliberal politikaların rüzgârı esti, savurdu. Kıtanın halkları askeri rejimler ve kanlı siyasal karmaşadan bıkmıştı, tabii aşırı yoksulluktan da. Küreselleşmenin nimetlerinden yararlanmak istiyorlardı. Uluslararası sermaye, yeni teknolojiler; modalar (Hollywood; Mc Donalds vb.)... Meksikalı romancı Juan Villoro’nun hoş bir tabiri var o döneme ilişkin: “Macondo çağı geçmişti, McDonald’s çağıydı yaşadığımız.” Gerçi bu benzetmeyi edebiyat için yapmıştı, Kolombiyalı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Garcia Marquez’in ünlü romanı “Yüz Yıllık Yalnızlık”ta adı geçen Macondo’nun sıkıntı verdiğini söylüyordu. Mcdonaldismo neoliberal kültürün adıydı.

2000 başlarından itibaren ibre başka yöne döndü. Bunun ilk işareti aslında 1992 Venezuela seçimlerinde görülmüştü; sosyalist Hugo Chavez yüzde 56 oy alıvermişti. Ardından Şili’de merkez sol koalisyonun başarısı geldi. 30 Ekim 2004 Uruguay seçimlerinde Tabare Ramon Vazquez’in Frente Amplio’su (Refah Cephesi) yüzde 50.7 oy alarak hükümet kurdu.

BÖLGEDEKİ SOL DALGA

11 Eylül, Irak belası derken ABD arka bahçesindeki gelişmelerle “eskiden” olduğu gibi ilgilenememekte midir?! Ayrıca Latin Amerika’da bir sol dalgadan, geçtiğimiz son birkaç yıla kadar bahsedilmez, ne ABD ne de başka güçlü taraflarda. Bizde de ha keza. Chavez yaygaracılığıyla esintisini bizim basına taşımıştır da, ne Şili ne de Uruguay seçimleri hakkında doğru dürüst bir bilgilenme görmeyiz. Şili’de 10 yıldan bu yana her seçimde gücünü arttıran merkez sol koalisyonun devlet başkanı yaptığı kişinin adını duyan beri gelsin. O zat Ricardo Lagos’tu ve birkaç gün önce başkanlığı Michelle Bachelet’ye devretti. Şimdi Bachelet popüler. Bir ay önce, 18 Aralık 2005 seçimlerinden yüzde 51.1 oy alarak çıkan Evo Morales’in adı duyuldu biraz. Evo popüler olmaya adaydı, geçtiğimiz günlerde Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac’a kravatını çıkarttıran adam. Hani deri mont ve blucin pantolonla şeref kıtasını denetlemişti ya. Evo’nun genç, sportif havası sürerken bir kadın karizması, üstelik sarışın, yine o taraflardan, geldi gündeme oturdu: Şilili dul doktor Michelle Bachelet. Biz de sevdik sanki... Peki ya Tabare Vazquez, gümüş saçlı, ihtiyarın yakışıklısı, gören, bilen var mı?

Herkes hemfikir şimdilerde, Latin Amerika’da bir sol dalga esiyor. Önümüzde Meksika seçimleri var, Temmuz ayında, beklenti yine solun başarıyla çıkması. Gitti McDonald’s ve NAFTA, geldi “kültürel değişim” (Bachelet öyle söylüyor) ve MERCESUR (Mercado Comun del Sur- Güney Ortak Pazarı).

Bu gelişmelerde ‘ilkler’ de yaşanıyor. Önce Uruguay’a bakalım: Tabare Vazquez ‘ilkler’ şampiyonu adeta; 1989’da Progreso (İleri- kulübün adı da manidar) futbol kulübüne başkan seçilir ya, hemen ertesi yıl bu kulüp tarihinde ilk defa şampiyon olur. “Vazquez Başkan, Progreso şampiyon!” yani. Yine 1989’da ülkede solun ilk belediye başkanı olarak çıkmıştır yerel seçimlerden. Vazquez asıl başarısını 2004 genel seçimlerinde gösterir; 170 yıllık -kesintili de olsa- seçimlerin tarihinde soldan başkan olan ilk kişidir. Evo Morales, kıtanın yerli halklarından (Aymara) ilk devlet başkanıdır. Tabii ilk futbolcu başkanı da. Fraternidad (Kardeşlik) kulübünün eski kaptanı, orta sahanın solundaki değişmez oyuncu Evo Morales. Michelle Bachelet ise, o kıtanın ilk kadın devlet başkanıdır. Sol rüzgâra güçlü bir kadın esintisi de eklenmiş oluyor.

Solcu ekonomistler globalizmin bir “dönüşüm” dönemi olduğu gibi, bir de “çözülme” dönemi olduğunu söylediler. Galiba bu ‘çözülme’ dönemi en açık şekilde Latin Amerika’da kendisini gösteriyor. Arjantin IMF borçlarını vaktinden önce ödeme kararı aldı. Yerli çözümler ciddiyetle ele alınıyor. Oradaki sol partilerin hemen hepsinde bir ulusalcılık söylemi var. Sosyal politikalar önem kazandı. Bölgesel işbirliği girişimleri de cabası. Kıtalı tanınmış politik analizciler bu sürece Bachelet’in, deyim yerindeyse, hızır gibi yetiştiğini söylüyorlar. Peki nedir o? Chavez’in, Morales’nin aşırıya kaçabilecek ulusalcı, popülist politikalarına karşı Bachelet’nin bir denge oluşturabileceği düşünülüyor. ABD’nin, sanılanın aksine, Bachelet’nin seçilmesinden memnun olduğu anlaşılıyor. ABD arka bahçesinde çılgınlaşabilecek bir sol blokla uğraşmayı pek istemiyor olsa gerek. Bachelet Arjantin devlet başkanı Nestor Kirchner’le de iyi dost, onu da yanına alacak ve bir denge oluşturacak diye bakılıyor.

Arjantin’de Bayan Kirchner olgusundan da söz etmek gerek, Bachelet ile arasından su sızmayan Bayan Kirchner ülkede çok sevilen bir karakter, geleceğin devlet başkanı olarak görülüyor. Böyle olunca gelecek yıllarda kıtada bir de kadın dalgası beklemek pek hayalcilik olmasa gerek. Guatemala’daki ünlü dul aktivist Rigoberta Manchu’nun “Ulusal Dullar Kongresi” hareketi bir parti boyutunu aşmış durumda. Evo Morales’in Bayan Manchu’dan etkilendiğini de not edelim.

RENKLİ BAŞKANLAR

Modern Şili, öteden beri kıtanın Avrupalısı olarak bilinen Arjantin, sanayileşmiş Brezilya, gelişmiş Uruguay, fakir Bolivya -aslında petrol ve doğalgaz zengini-, petrol zengini Venezuela sol politikalarla sonu belli olmayan bir maceraya mı atılıyorlar, yoksa kapitalizme daha geniş sosyal politikalar uygulayabilmenin yollarını mı keşfetmişler, zaman gösterecek. Latin Amerika solunun, tıpkı kıtanın tarihi ve kültürü gibi renkli olduğunu söyleyelim. Geçmişte de ilginç liderleri vardı, şimdi de var. Şair, romancı liderler, devlet başkanları vardı şimdi de var. (Bizde pek bilinmez; Guatemalalı yazar Miguel Angel de Asturias 1969 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığında oğlu Guatemala Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun önderiydi, gerillaydı. Ölümü devlet güçlerinin elinden oldu.) Şimdilerde futbol ve müzik ilgisi kendisini gösteriyor. Hugo Chavez yerel ligde oynamış bir beysbol ve sofbol oyuncusu; Uruguay Devlet Başkanı iyi bir tambolin çalgıcısı, Bachelet de müzik tutkunu.

Renkli olan bir şey de bu sol hareketlerin bağlaşıkları. Kilise ile bağları var. Dinle pek kavga etmiyorlar. Geniş halk kesimleriyle, kendiliğinden gelişen sosyal hareketlerle iyi bağlar kurabiliyorlar. Chavez pragmatizmini doruğa ulaştırdı; ordunun orta sınıfa dayalı yapısını değiştirip yoksul kesimlere açtı. Michel Bachelet’nin merkez sol koalisyonunda Hıristiyan Demokratlar da yer alıyor. Geniş toplum kesimlerine komplekssiz bir şekilde açılan bu bağlaşıklık politikası son seçimlerde meyvesini verdi. ‘Tarihin sonu’ falan derken, tarih yeniden insani dönüştürücülük mücadeleleriyle kaldığı yerden devam mı ediyor?

Şili Devlet Başkanı Michele Bachelet

29 Eylül 1951 tarihinde Santiago de Chile şehrinde doğar. Antropolog Angela Jeria ve hava subayı Alberto Bachelet’nin kızıdır. Genç yaşta politikaya ilgi duyar; Salvador Allende döneminde (1970-1973) Sosyalist Gençlik örgütü üyesidir. Babası general rütbesinde Başkan Allende’nin ulusal savunma konularında danışmanlığını yapmakta iken 1974 Pihochet darbesi gelir; ailece tutuklanırlar. Uzun süre işkence görürler. Alberto Bachelet bu tutukluluğu sırasında kalp krizi geçirerek karısının kolları arasında can verir. Daha sonra annesi ile birlikte salıverilir. Anne kız önce Avustralya’ya, ardından o zamanki Demokratik Almanya’ya gitmek üzere ülkeyi terk ederler. 1979 yılında ülkeye dönen Bachelet, Ulusal Politik ve Stratejik Araştırmalar Akademisi’nde eğitim görür. Daha önce de pediatri ve halk sağlığı dallarında diploma almıştır. Son eğitimini Washington’da “Colegio Interamericano de Defensa”da alır. 10 yıl boyunca sağlık ve savunma konularında danışmanlık yapar. 2000 yılında Ricardo Lagos hükümetinde Sağlık ve Savunma Bakanı olarak görev alır. Üç çocuk sahibi olan Bachelet eşinden ayrılmıştır.

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez

1954 yılında Venezuela kırsalındaki Sabaneta (Barinas) kasabasında doğar. Anne ve babası ilkokul öğretmenidir: Bay Hugo de los Reyes Chavez ve Bayan Elena de Chavez. 17 yaşına geldiğinde onu Caracas’ta Askeri Okula yazdırırlar. Hugo askeri okulda bir yandan da sosyoloji eğitimi alır. Genç Chavez’in toplumsal meselelere olan ilgisi eğitim ile daha bir artar. Hugo Chavez Latin Amerika’da güçlü bir geleneği olan katolik ve ulusal-sol politik çizgi içinde yer alır ve orada yükselir. 1983 yılında “Devrimci Bolivarcı Hareket”i kurar. 1990’dan hemen sonra bir süre Simon Bolivar Üniversitesi’nde politik bilimler okur. 1992 yılında Chavez’in politik eylemciliği kendini tartışılmaz bir şekilde gösterir; sosyal demokrat Carlos Andres Perez hükümetini bir darbeyle devirmiştir. Chavez ülkesindeki karşıtları tarafından olduğu gibi, başta ABD olmak üzere gelişmiş pekçok Batı ülkesinde değişik sıfatlarla anılır; demogog, popülist gibi.

İki kere evlenip boşanan Chavez’in birinci evliliğinden üç, ikinci evliliğinden bir çocuğu olmuştur. Halen tarihçi Herma Marksman ile birlikteliğini sürdürmektedir. Aralarında aşk olduğu kadar ideolojik yakınlık da vardır.

Bolivya Devlet Başkanı Juan Evo Morales Ayma

26 Kasım 1959 tarihinde Bolivya’nın Oruro bölgesindeki İsallavi köyünde doğdu. Ailesi tarım işçisiydi. Kendisi de küçük yaşta coca tarlalarında çalıştı. 17 yaşında ailece Cochabamba kenti sınırındaki Chapare kasabasına göçtüler. Burada fırıncı çıraklığı yaptı, tuğla fabrikalarında çalıştı, bir yandan kasaba bandosunda trompet çaldı. Futbolculuğunun sonunda Sporcular Sendikası’nın genel sekreteri oldu. Sendikacılığını Coca İşçileri Sendikası’nda başkanlık yaparak sürdürdü. 1977 seçimlerinde MAS (Movimiento al Socialismo - Sosyalizme Doğru Hareketi) milletvekili oldu. 2000 yılında aynı partinin başkanı olarak seçildi. Hiç evlenmeyen Morales 6 yaşında bir kız çocuğu sahibidir ve annesi bakmak istemediğinden politik yaşamın zorlukları içinde o ilgilenmektedir.


 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021