Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1750




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 34 müzisyen gazete okuyor
 
 
Deniz Ertan
 
 
Yayımlanan Sayı :

Günümüz Türkiye’sindeki Müzik Türlerinin Ulusal ve Evrensel Ölçütler Açısından Durumu (4. Bölüm) - 05.01.2006





A.GELENEKSEL TÜRK MÜZİĞİ

Günümüz Türkiye’sindeki müzik türlerinin özelliklerini, yapılarını ve kültürel durumlarını açıklamadan önce, bu türlerin bugünkü durumlarını daha iyi kavranabilmesi ve kökenlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için, Türklerin önemli bir kültür mirası olan Cumhuriyet öncesi müziğini, “Geleneksel Müzik” başlığı altında açıklamanın yararlı olacağı düşüncesindeyiz.

Cumhuriyet öncesi dönemde kuşaktan kuşağa aktarılarak varlığını sürdüren, daha sonra ise günümüze kadar bir şekilde gelen Geleneksel Türk Müziği, dört müzik türü içermektedir: (1) daha çok İstanbul, Edirne gibi büyük kentlerde ve saraylarda yaşamış olan Divan Müziği, (2) daha çok köylerde doğan ve yaşayan Kırsal Müzik, (3) cami ve tekkelerde icra edilen Dini Müzik ve son olarak (4) bir tür askeri müzik olarak kabul edebileceğimiz Mehter Müziği.

1)Divan Müziği

Kaynakların son derece az olmasından dolayı, bu müzik türlerinin tarihçeleri hakkında çok kesin ve ayrıntılı biçimde bilgi edinmek, bugün oldukça güçtür. Günümüze kadar ulaşabilen en eski müzik yazmalarının 15. yy.a, en eski müzik dergisinin ise 17.yy.a ait olduğunu unutmamak gerekir. Türklerin ilk ne zaman ve nasıl müzik yaptıkları konusunda kesin bir bilginin olmaması yanında, Selçuklu Türklerinden kalan belgelerden o günlerde (1071–1308), toplum içinde bazı müzisyen ve çalgıların var olduğu bilinmektedir.

Geçmişten günümüze kadar gelebilen kaynakların ve eserlerin bu kadar sınırlı olmasının başlıca nedenlerinden birisi, müzik eserlerinin, Batı’da olduğu gibi notaya geçirilme geleneğinin olmamasıdır. Bu durum, geleneksel Türk müziğinin en belirgin özelliklerinden biridir. Her ne kadar (17. ve 18.yy.larda yaşamış olan Ali Ufki, Kantemiroğlu veya Hamparsum Limoncuyan gibi) birkaç müzisyen, eserleri kâğıda geçirmek için bazı nota sistemleri geliştirmişlerse de, pek başarılı olamamışlardır; bu uygulama tutulmamış ve yazım sistemleri unutulmuştur. 1

Divan müziğinde notasızlık iki neden dayanmaktadır. Müzisyen kendi icrasını, yorumunu ve birikimini sadece (başarısının bir göstergesi olan) “hafıza” aracılığı ile ortaya koyabiliyordu. Bu yüzden, geleneksel Türk Müziğinde çok önemli bir rol oynayan “hafıza” unsuru, müzisyenlerin övünç kaynağı ve rekabet alanıydı. Böylelikle notasızlığın ya da notaya rağbet edilmemesinin birinci nedeni (çok basit görünse de), bütün hayatı boyunca çıraklık düzeyinde ustalığa ulaşmayı başaran müzisyenlerin üstünlük kaygıları ve kıskançlık duygularıydı. İkinci önemli neden ise, divan müziğinin doğası ve teknik özelliklerinden kaynaklanmaktadır. müzik eseri icra ve yorumda özgür, doğaçlama yapmaya ve başka makamlara geçti yapmaya son derece uygun olan “açık” bir alandı (Behar, 1987:65); dolaysıyla bir müzik eseri hiçbir zaman bir kez daha aynı biçimde icra edilemezdi. Sonuç olarak, bu müziğin notaya geçirilmesi, o müziğin büyüsünün bir tür ölümü olacak ve bu müziğin en önemli unsurlarından biri olan “hafıza”ların yok olması anlamına gelecekti. Nitekim bugün yaşatılmaya çalışılan Divan müziği, belki de nota yazımından dolayı, öznel, bireysel ve özgür olmaktan çok, nesnel, kısır ve “standart” bir nitelik taşımaktadır. Divan müziği, varlığının notayla değil, eylem ve icra ile yaşatabiliyordu, çünkü nota hiçbir şekilde o müziğin özünü yansıtamıyor, hatta onu kısıtlıyordu. Makam, sadece belli bir ses dizisi değil, ezgisel bir gezinme ve “seyir” alanıdır, bu yüzden kağıt üzerindeki notalar – caz müziğinde olduğu gibi – birer özet ya da hatırlatma olmaktan ileri gitmemelidir.


devam edecek


*Deniz Ertan’ın imzasıyla yayımladığımız bu çalışma, Yiğit Aydın, Deniz Ertan ve Cem Soydemir’in grup çalışmasıdır ve çok değerli bir jürinin değerlendirmesi sonucu Mavi Nota’nın düzenlediği “Nimet Koray Araştırma-İnceleme Müzik Ödülü”nü kazanmıştır.

1 Ancak bu duruma bir istisna olarak, bugün Hamparsum notasını hâlâ okuyabilen birkaç kişinin olduğu bilinmektedir.

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019