Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1749




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 44 müzisyen gazete okuyor
 
 
Deniz Ertan
 
 
Yayımlanan Sayı :

Günümüz Türkiye’sindeki Müzik Türlerinin Ulusal ve Evrensel Ölçütler Açısından Durumu (1.Bölüm) - 02.01.2006





Müziğin Toplumsal Rolü

Müzik, en azından bir iletişim aracı olarak birçok alanda çözümleme gerektirir. Çeşitli müzik biçimleri bulunabilir, ancak anlam yapılarında ya da formlarda içerilen farklılıklara karşın, müzik insanların toplumsal ve kültürel dünyalarından açığa çıkar ve bu dünyalarda yaşamını sürdürür. Yanı sıra, müziğin bütün toplumlarda iletişimsel bir aktivite olduğu açıktır. Müziksel ve görsel, canlı ve kayıtlı, kişisel ve kamusal, icracılarına ve izleyicilerine ait imgeler kümesiyle birlikte düşünüldüğünde ise, müziğin tam teşekküllü bir iletişim sistemi olduğu söylenebilir. Kendi dünyasına dâhil etme yönünde izleyicilerin toplumsallaşması ayrıca bu izleyicileri tüketicinin toplumsal rolüne dönüştürmesi, kendisine ait estetik değerler kümesi yaratması ve bizi çevreleyen dünyanın baskı ve gerilimlerine karşı kimi kaçışlar ve sığınaklar sağlaması, müziğin iletişimsel ve sosyo-kültürel boyutları hakkında çeşitli ipuçları verir. Müzik belirli anlamları ya da anlam yapıları ileterek izleyicilerine dünyayı görme, yaşantıları yorumlama biçimleri ve belirli durumlarda ne tür yanıtlar verilebileceğine ilişkin değer kümeleri sunar. Bu nedenle müziği anlam ve gerçeklik arasındaki ilişki açısından ideolojik bir çatışma alanı olarak da görebiliriz.

İzleyici tarafından müziğin alınış, anlaşılış ve kullanılış biçimleri üzerinde durulacak olursa, öncelikle hangi toplumsal çevrelerin ele alınacağının belirlenmesi gerekir. Bir toplumsallaştırma düzeneği olarak müziğin rolü iki biçimde ele alınabilir: İlk olarak izleyicinin edindiği kişilik tanımlarının biçimlenmesinde müziğin rolünü ve ikinci olarak da bu tanımların kültürel temalar içine yerleştirilmesinde müziğin etkisini tartışabiliriz. Müzik türleri karşısında belirli izleyici grupları bulunur. Bu gruplaşmaları, “beğeni kültürü” başlığı altında tanımlayabiliriz. Dinleyiciler, bütün kültürel bağlamlarda imgesel olarak müziğe ait toplumsal ve kişisel kullanımlar yaratırlar Çünkü müziğe çeşitli biçimlerde ulaşılabilinir ve müzik birçok durumda deneyime açıktır. İzleyiciler müziğe çeşitli biçimlerde katılabilirler. Sözgelimi, şarkı söyleyerek, el çırparak, dans ederek ve bunun gibi birçok biçimde müziğe fiziksel olarak katılabilirler. Ayrıca, duygusal anlamda bir katılım da söz konusu olabilir (müziği hissederek, anımsayarak, “trans” haline geçerek v.b.). Bir anlamda bilişsel bir katılım bulunduğundan da söz edebiliriz (örneğin bilgilenme, öğrenme, hafızaya alan, algıların biçimlendirilmesi veya duyarlılık kazanması gibi). Yani izleyici kişisel bir yaşantılandırma süreci sonunda müzikle doğrudan bir ilişki kurulabilir.

Müzik kültürel bir olay ya da ürün olarak tek başına var olabilecek yegâne sembolik ifade biçimlerinden birisidir. Konserleri, sokak icracılarını, plakları, kasetleri ve diskleri buna örnek olarak gösterebiliriz. Müzik diğer bir dolaşıma da odak teşkil eder (radyo, video klipleri, filmler gibi). Diğer estetik ve anlam bütünlerine katkılarından da söz edebiliriz: Film ve televizyonda “jenerik” olarak kullanılması, düğünlere, seremonilere, spor faaliyetlerine ve kimi “ritüellere” eşlik etmesi gibi. Müziğin toplumsal ve kültürel yaşamın oluşmasındaki bir çok rolü, yalnızca izleyicinin müziği dinlediği anla sınırlanmaz. Müzik dinlemenin çeşitli açılımları bulunur. Bunu, müzik üzerine yapılan konuşmalardan, müzikle ilgili çeşitli kültürel aksesuarlara kadar götürebiliriz. Dinleyicilerin kişisel, toplumsal ve kültürel hayatı teşkil eden olayları verdiği anlamların oluşturulmasında müziğin katkısı bulunmaktadır.

Müzik, kişiler arası iletişimde merkezi bir rol oluşturabilir. Bütün diğer iletişim sistemleri gibi müzik de gerçekliğin belirli sembolik versiyonlarını içerir. Müziğin toplum içindeki konumu için şunu söyleyebiliriz: Müzik bir iletişim biçimidir ve yaratıcılarının ve kullanıcılarının belirli bir düzende katıldığı, kültüre ait sembolik bir analdır. Yanı sıra, müzik iletişimsel ve kültürel bir kaynak olarak farklı bir niteliğe sahiptir. Müziğin konumu, insanların kişisel ya da grup kimliklerinin geliştirilmesinden, gündelik işlerin yapılmasını kolaylaştırmaya kadar götürülebilir.

devam edecek


*Deniz Ertan’ın imzasıyla yayımladığımız bu çalışma, Yiğit Aydın, Deniz Ertan ve Cem Soydemir’in grup çalışmasıdır ve çok değerli bir jürinin değerlendirmesi sonucu Mavi Nota’nın düzenlediği “Nimet Koray Araştırma-İnceleme Müzik Ödülü”nü kazanmıştır.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019