Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1750




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 50 müzisyen gazete okuyor
 
 
Haberler
 
 

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, AKM’nin yıkımına ‘temkinli’ yaklaşıyor... - 04.10.2007



Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) yıkılarak, yerine yenisinin yapılmasını öngören İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Kanunu Tasarısı TBMM’de görüşülmeyi beklerken, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bu konuya ilişkin ‘temkinli’ davranıyor.

59. hükümet döneminde Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un, AKM'nin yıkılıp yeniden yapılmasıyla ilgili açıklamalarının ardından sanatçıların ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin tepkisiyle karşılaşan bu girişim, yasal olarak da güvence altına alınmak istenmiş, Kültür ve Turizm Bakanlığı, "İstanbul 2010 Kültür Başkenti"yle ilgili yasa tasarısına son dakikada "Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılıp yeniden yapılması" maddesini de eklemişti.
 
Bütün bu tartışmalar ise seçim sürecinde askıya alınmış, AKM’nin kaderi 60. hükümet dönemine bırakılmıştı. AKP hükümeti ise yeni dönemde, Kültür ve Turizm Bakanlığı görevini Atilla Koç’tan alıp Ertuğrul Günay’a verdi.
 
Peki, AKM yıkılacak mı? İşte yeni Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın yanıtlaması gereken en önemli sorulardan biri bu. Çünkü AKM tartışmaları sanat dünyasının en önemli gündemlerinden birini oluşturuyor. Çünkü; AKM’nin üzerinde dolanan kara bulutlar dağılmış değil…
 
Hem 'sosyal' hem ‘demokrat’ geçmişiyle tanınan Ertuğrul Günay ise AKM sürecine ‘temkinli’ yaklaşıyor. Günay, AKM üzerine konuşmayı pek de tercih etmiyor. Günay, ne ‘yıkılsın’ diyor, ne ‘yıkılmasın’. AKM’nin yıkımını da kapsayan 2010 Avrupa Kültür Başkenti Kanunu Tasarısı TBMM Genel Kurulu’nun gündemine ne zaman gelir bilinmez ama Ertuğrul Günay, ‘acele’ bir karar almayacaklarını söylüyor.
 
AKM'Yİ YERİNDE İNCELEDİ
 
AKM, Ertuğrul Günay’ın gündeminde, üstelik AKM’yi yerinde de inceledi. Günay, sadece yerine ne konulacağını bilmeden olanı ortadan kaldırmayı da doğru bulmadığını söylüyor.
 
Ertuğrul Günay, bir de İstanbul’u anıtsal yapılarla süslemek gibi bir projeye ise sıcak baktığını belirtiyor. İstanbul'un anıtsal değeri yüksek, önemli kişilikleri canlandıran anıtsal yapılarla süslenmesi gerektiğini söylüyor.
 
AKM ANITSAL BİR YAPI DEĞİL Mİ?
 
Ya AKM? Anıtsal bir yapı değil mi? Evet, AKM anıtsal bir yapı. AKM, Cumhuriyet dönemi Türkiye mimarisine örnek ve bir Türk mimarın tasarımı olan az sayıda yapıdan biri. Üstelik Mayıs 1964’de İkinci Uluslararası Tarihi Anıtlar Mimar ve Teknisyenleri Kongresi’nde imzalanan “Tarihi Anıtların ve Yerleşmenin Korunması Onarımı için Uluslararası Tüzük" ile (Venedik Tüzüğü) ile koruma altına alınmış bir yapı. Ve bu tüzük “önemli bir gelişmenin, tarihi bir olayın tanıklığını yapan kentsel yada kırsal bir yerleşme” olması yapının korunmasını öngörür.” diyor. Üstelik, AKM'nin aluminyum giydirme cephesi Türkiye’deki ilk uygulamadır.”
 
AKM HAKKINDA
 
Taksim Meydanı'nda kurulu, opera-bale, tiyatro, konser ve kongre amacıyla kullanılan Atatürk Kültür Merkezi'nde, 1317 kişilik büyük salon, 530 kişilik konser salonu, 250 kişilik sinema salonu ve tiyatro salonları yer alıyor. Üst katlarda büyük bir sergi salonu da bulunan AKM, İstanbul Devlet Tiyatrosu, Opera ve Balesi, Devlet Senfoni Orkestrası'nın da daimi sahnesi olarak hizmet veriyor.
 
AKM oturma kapasitesi
Büyük salon: 1317 (parter 892, 1. balkon 230, 2. balkon 195)
Konser salonu: 502
Çocuk sineması: 200
Oda Tiyatrosu: 200
Salonda seyirci başına düşen hacim: 6,3 metreküp (standard :4,5-8 m3)
Otopark: 254 araçlık
VENEDİK TÜZÜĞÜ
 
“Tarihi Anıtların ve Yerleşmenin Korunması Onarımı için Uluslararası Tüzük”
İkinci Uluslararası Tarihi Anıtlar Mimar ve Teknisyenleri Kongresi –25-31 Mayıs 1964
 
MADDE 1- Tarihi anıt kavramı sadece bir mimari eseri içine almaz, bunun yanında belli bir uygarlığın, önemli bir gelişmenin, tarihi bir olayın tanıklığını yapan kentsel yada kırsal bir yerleşmeyi de kaplar. Bu kavram yalnız büyük sanat eserlerini değil, ayrıca zamanın geçmesiyle kültürel anlam kazanmış daha basit eserleri de içine alır.
 
MADDE 3- Anıtların korunmasında ve onarılmasındaki amaç, onları bir sanat eseri olduğu kadar bir tarihi belge olarak da korumaktadır.
 
MADDE 7- Bir anıt tanıklık ettiği tarihin ve içinde bulunduğu ortamın ayrılmaz bir parçasıdır. Anıtın tümünün ya da bir parçasının başka yere taşınmasına anıtın korunması bunu gerektirdiği ya da çok önemli ulusal ya da uluslar arası çıkarların bulunduğu haller dışın da izin verilmemelidir.
 
MADDE 8- Anıtın tamamlayıcı parçaları olan heykel,resim ya da süsleme unsurları ancak bunları korumanın başka çaresi yoksa yerlerinden kaldırılabilir.
 
MİMAR MURAT TABANLIOĞLU: AKM YENİLENEBİLİR
 
AKM’nin mimarı Dr. Hayati Tabanlıoğlu’nun oğlu Murat Tabanlıoğlu, Bakanlığın binanın ekonomik ömrünü tamamladığı ve teknik ve malzeme yönünden yaşlanmış olmasını yıkım nedeni olarak göstermesine tepkili.
 
Tabanlıoğlu, AKM’nin salt bina değil bir simge yapı olduğunu vurguluyor. AKM’nin Cumhuriyet dönemi Türkiye mimarisine örnek ve bir Türk mimarın tasarımı olan az sayıda yapıdan biri olduğunu belirten Tabanlıoğlu, AKM’nin, döneminde Avrupa’da inşa edilen yapıların sahip olduğu alt yapı ve donanıma sahip olduğunu hatırlatıyor.
 
Opera ve konser salonlarının mimari ve inşaat açısından pahalı yatırımlar olduğuna işaret Tabanlıoğlu’na göre, AKM binasının şu anki haliyle taşıdığı maddi değer bile yıkılmaması için önemli bir gerekçe. Tabanlıoğlu’nun bir diğer dikkat çektiği nokta ise mali kaynak yaratılsa dahi, bu gibi işlevleri barındıran bir yapının yeniden inşa edilmesinin uzun yıllar sürecek olması ve sadece yıkım masrafının bile oldukça büyük olduğu.
 
Konuya siyasi değil çözümcü yaklaşmak gerektiğini dile getiren Tabanlıoğlu, konuyu mimari olarak ele alırken kültürel mirasa da sahip çıkılması gerektiği görüşünde.
 
TABANLIOĞLU'NUN ÖNERİLERİ
 
1999’da “Yeniden AKM” sloganıyla bugünün şartlarına uygun bir konsept çalışması yapan ve konunun teknik uzmanlarına danışmayı sürdüren Tabanlıoğlu’nun önerileri ise şöyle:
 
- Dünyada sürdürülebilirlik çizgisinde, varolan değerleri yenileme uygulamaları neredeyse bir zaruret olarak desteklenirken yıkıp yeniden yapmak yerine işlevlerin yeniden değerlendirildiği, statik ve teknik altyapının güçlendirildiği bir renovasyon çalışması mümkün ve akılcı olan çözümde bu. Örneğin Fransa’da iki yıllık bir yenileme sürecinden sonra ziyaretçileri ile tekrar 2000 yılı başında buluşan Pompidou Merkezi de AKM’nin ikinci açılışı ile aynı yılda 1977’de tamamlanmış bir binadır, ve başarılı bir yenileme uygulaması ile güncellenmiştir.
 
- Bu kültür yapısının ana fonksiyonları opera ve baledir, bu anlamda alt yapı güncellenmeli ulusal ve uluslararası gösterilerin sahnelenmesine uygun, saygın bir mekan düzeyine getirilmelidir, bununla eş zamanlı olarak bu sanat dallarına karşı duyarlılık ve ilgiyi arttıracak bilinçlendirme kampanyaları sürdürülmeli ve bu faaliyetlerle binanın canlı, etkin kalması sağlanmalıdır.
 
- Opera şemaları sabittir, binanın aslı / kalbi, ana sahne, yan sahneler ve arka sahnesi ile bütün dünyada aynı formdadır. Akustik nedenler ve seyirci sayıları ile dünya standardı 1500 kişilik salonlardır. Bunun en yeni başarılı örneklerinden biri, 1500 kişilik Oslo Operasıdır. Sahne arkası, soyunma ve tesisat odaları gibi teknik birimlerin yenilenmesi ve adaptasyonu sağlanmalıdır.
 
- Ek mekanlar yeniden ele alınmalı, örneğin büyük dekor ve malzeme depoları tüm dünyada olduğu şekliyle şehir dışında bir binaya nakledilmeli, bundan tasarruf edilen kıymetli alan tiyatro, sinema, müze, sergi salonu, galeriler, design shoplar, cafeler gibi sosyal kültürel amaçlı alanlar olarak değerlendirilmelidir. 10.000 metre kadar olan bu alanda işletmeyi destekleyen gelir getiren birimler oluşturulmalıdır. Örneğin Londra Royal Opera binasında bu uygulanmış ve yerine yeni işlevler üstlenen mekanlar kazanılmıştır.
 
- Çok büyük olan fuayelerde çok maksatlı dönüşebilir bölmeler elde etmeye elverişli sistemler uygulanmalı, gerektiğinde bir opera gösterisi sürerken dahi, meydana bakan bölümde bağımsız toplantı salonları olarak kullanılabilmelidir.
 
- Dünyadaki ilk örneklerden olan “Curtain wall”, giydirme cephenin arkasındaki tek cam daha kullanışlı, teknolojik bir cam ile değiştirilmeli, aynıca bu cephede bir sanatçı ile birlikte çalışılarak bir ışık animasyonu sağlanmalıdır.
 
- Binanın içinde elde edilen yeni standardı bütünleyecek şekilde ön meydan girişinde çok maksatlı kullanım alt yapısı sağlanarak açık hava sergileri açılabilecek bir düzenleme getirilmelidir.
 
- AKM’nin mimari Dr. Hayati Tabanlıoğlu’ndan alıntı ile “Binanın sürekli olarak hizmete hazır tutulabilmesi için işletme ve bakım örgütünün her aşamada, gerekli yetenekte eğitilmiş ve yeter sayıda elemanların sağlanmasıyla birlikte, tesislerin gerektirdiği yedek malzeme bulundurmalı, uzmanlar kotrolünde periyodik bakım ve onarımlar yapılmalıdır.”
 
AKM’NİN TARİHÇESİ
 
AKM’nin yapımı 1937 yılında gündeme geliyor. İstanbul Belediyesi, o tarihte "İstanbul'a yakışır bir tiyatro ve opera binası" yapmak üzere çalışmalara başlıyor ancak çalışmalara 2. Dünya Savaşı nedeniyle ara veriliyor.
 
Projesi mimar Feridun Kip ile mimar Rükneddin Güney tarafından çizilen ve 29 Mayıs 1946 tarihinde dönemin İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından temeli atılarak “Opera binası” olarak yapımına başlanan bina 1953’de mali nedenlerle belediye projeyi yürütemediğinden Maliye Bakanlığı’na devrediliyor.
 
1956’da ise yapının gerçekleştirilme görevi Bayındırlık Bakanlığına veriliyor. Aynı yıl Dr. Hayati Tabanlıoğlu Almanya’da tiyatro yapıları üzerine doktorası ve çeşitli uygulama projelerinde bulunduğundan, projeleri incelemekle görevlendiriliyor. Tabanlıoğlu, eski projenin geçerliliğini kaybetmiş olması nedeniyle, projenin yeniden düzenlenmesini istiyor ancak eski projeye göre başlamış olan kaba inşaat kalıyor.
 
Tabanlıoğlu, binayı statik, tesisat, sahne tekniği ve akustik uzmaların işbirliği ile yalnız opera binası olarak değil, bir kültür merkezi olarak tasarlıyor. Bu konuda dönemin tiyatro tasarımı ile ün yapmış mimarı Alman Prof. Gerhard Graubner’den bir rapor alınıyor ve sahne uzmanı Willi Ehle ile işbirliği yapılıyor.
 
Bütçedeki sınırlı ödenekler gecikmelere neden olunca bina 1969’da yani 13 yılda tamamlanıyor. İstanbul Kültür Merkezi adıyla 12 Nisan 1969’da Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne teslim ediliyor.
 
Bina, 27 Kasım 1970'de Arthur Miller'ın "Cadı Kazanı" isimli oyunu sahnelenirken, sahnede bir dekorun projektörlerden tutuşması sonucu çıkan yangında büyük hasara uğruyor. Yine Tabanlıoğlu tarafından 8 yılda onarılan bina 1978 yılında bu kez "Atatürk Kültür Merkezi" adıyla ikinci kez açılıyor.
 
Çalışmaları 39, inşaatı ise 23 yıl süren binanın açılışı, Ferit Tüzün'ün "Çeşmebaşı" balesi ile Verdi'nin ünlü operası "Aida"nın sahnelenmesiyle gerçekleşiyor. Bina, döneminde dünyanın dördüncü, Avrupa'nın ikinci büyük sanat merkezi olma özelliğine sahip.
 
Haber: Jülide KAYA


Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019