Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1695




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 16 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1685

Çok sesli değil çok sazlı... - 12.01.2018





Ülkemize yeni bir filarmoni orkestrası kazandıran “Limak Eğitim Kültür ve Sağlık Vakfı”nın kuruculuğunu yaptığı Limak Filarmoni Orkestrası, Şef Rengim Gökmen yönetiminde, Tenor Murat Karahan’ın solist oarak yer aldığı ‘Zeki Müren Şarkıları’ konseri ile planlı turne programı çerçevesinde Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde 12. Ocak. 2018 Cuma akşamı Trabzonlu dinleyiciler ile buluştu.

Konsere gitmek için yola çıktı
ğımda hiç beklemediğim bir trafik sıkışıklığının kurbanı olarak, normal şartlarda 20 dakikada kat ettiğim mesafeyi 45 dakikada kat ederek konserin gerçekeştiği KTÜ AKM’ye ulaştım.

Ancak konser ba
şlamıştı, kapıda yaşadığım giriş seremonisinden sonra arka sıralarda boş koltukların birinde yerimi aldım.

DOB’nin yeni genel müdür vekili Tenor Murat Karahan, Rengim Gökmen yönetimindeki orkestranın yarattı
ğı müzikal atmosfer içinde şarkılarını bir bir seslendirdi. Çeşitli renk tonlarında yapılan ışıklandırma müziğin sessel atmosferine görsel bir atmosferle katkıda bulundu. Sonuçta salonu dolduran dinleyiciler mutlu, orkestra mutlu, solist Murat Karahan mutluydu.

Üç saat kadar süren konserin finali göremedim ama konser hakkında bir fikrim olmu
ştu.

Öncelikle bu projenin çıkı
şından beri “Zeki Müren Şarkıları” adını lanse etmenin mantığını anlayabilmiş değilim. Evet solistin seslendirdiği tüm şarkıları Zeki Müren radyoda söylemiş, plak ve kasetlere, sonra CD’lere okumuş, kaydetmişti. Ama o şarkıların içinde Zeki Müren’e ait olan kaç tane beste vardı? Yusuf Nalkesen’in, Teoman Alpay’ın, Mustafa Seyran’ın, Selehattin Altınbaş’ın bestelerine Zeki Müren Şarkıları demek ne kadar doğru?  Yani şarkılar okuyanıyla mı yoksa bestecisiyle mi anılır?

Mesela Orhan Akdeniz’in Taht Kurmu
şsun Kalbime adlı arabek fantazisini (ki bu şarkıyı ilk seslendiren Esengül’dür) Zeki Müren o kendine has Türkçesi ve ses berraklığı ile okumuştur.  Yani Rahmetli Zeki Müren arabesk de okumuştu. Bu ve benzeri arabesk eserler bu projede neden seslendirilmedi?

Sahnede gördü
ğüm formatı, rahmetli Yıldırım Gürses defalarca yapmıştır. Ve buna Türk Müziğinin çok seslendirilmesi demiştir. Hatta bu yolda eserler de bestelemiştir. Bunların içinde en tanınmış olanı ‘Gençliğe Veda’ adlı Muhayyer Kürdi şarkısıdır. Sayın Karahan bu şarkıyı bu konser dahilinde seslendirmektedir. Öte yandan Yıldırım Gürses’in Acem Kürdi makamındaki, ‘Yıllar Sonra Rastladım Çocukluk Sevgilime’ adlı şarkısı yine bu amaç için bestelenmiştir. Yıldırım Gürses’in daha böyle pek çok şarkısı vardır.

Yıldırım Gürses’in bu çok seslilik tanımlaması zamanın çok sesli klasik müzikçilerinden
şiddetli tepkiler almıştı. Mesela Hikmet Şimşek’den, en ağır biçimiyle hem de. Bizatihi tanığım bu eleştirilere!

Yıldırım Gürses’in 70’lerde tek kanallı siyah beyaz televizyonda, çe
şitli konserlerde gerçekleğtirdiği bu çalışması ne yazık ki ‘çok sesli değil çok sazlı’ bir çalışmaydı.

Şimdi açıkça söylemek gerekirse,  Limak’ın (sanırım) büyük paralar harcayarak gerçekleştirdiği “Zeki Müren Şarkıları” projesi, 12 Ocak 2018 Cuma gecesi Trabzon KTÜ AKM’de canlı olarak dinlediğim ve tanık olduğum kadarıyla ‘çok sesli değil çok sazlı’ bir icradır.

Çok sesli örnekler vermek için orkestranın solo olarak seslendirdi
ği Şehnaz longadaki o klarnetin çıkışı neydi öyle anlayamadım?

Üsküdara Giderken Aldıda Bir Ya
ğmur ünlü şarkısındaki flütler neyi anlattılar? Birisi anlatsın bana lütfen!

Sadi I
şılay’ın Sultaniyegah sirtosundaki koma (Fa diyezler mesela) seslere ne oldu?

Neyse kaldı
ğım yerden devam edeyim:

Şef yönetimindeki orkestra arkada sadece fon müziği diyebileceğimiz bir melodiyi seslendiriken solist şan tekniği ile (zaman zaman orkestranın en gerisinde yer alan vokal olarak niteleyebileceğimiz seslerden aldığı destekle), makamsal (komalık) kimi sesleri düz basarak finalde (hiç gerek yokken ve eser böyle bestelenmemişken) adeta taverna havasında tizlere çıkarak bitirmiş, şarkıyı  böyle terennüm eylemiştir. ‘Duydumki Unutmuşsun’ adlı Muhayyer Kürdi’yi bu şekilde finale erdirmesi yetmemiş bir de dinleyiciyi koro halinde söyleterek kendisine eşlik ettirmiştir. TRT Müzik kanalının bu halinden şikayet ederken sahnede yaşadığım koca bir hayal kırıklığına ne diyeyim şimdi ben?

Büyük bir lansman ile ortaya çıkarılan ve
şimdi turnelerde devam eden bu proje sadece bundan ibarettir. Orkestraya monte edilen kanun ile durum kurtarılmaya çalışılmışsa da (bence) yetmemiştir.

GTSM’de (Geleneksel Türk Sanat Müzi
ği) akort sesi ‘Re’ notası iken bunun karşılığı batı müziğinde ‘La’ sesidir ve ikisi de 440 hrtz’dir. Yani batı mlüziğinde La olarak çalınan ses GTSM’de Re olarak çalınır. İki müzik türü arasındaki teknik farklılık akort sesinden başlar. Makamlarda komalık sesler mevcuttur. Özellikle makamın izlediği seyir açısından. Mesela ‘Gençliğe Veda’ şarkısının yazıldığı ‘Muhayyer Kürdi’ makamı  ‘Muhayyer’ makamı ile ‘Kürdi’ makamından mürekkeptir. Makamın  durağı (Dügah) La, güçlüsü (Hüseyni) Mi dir. Makam tiz duraktan başlar, güçlüde muvakkat kalır, sonra bir Kürdi dörtlüsü ona katılır; yahut Muhayyer güçlüde durmaz bütün diziyi gezer sonunda ona bir Kürdi dörtlüsü ilâve edilir.  Buraya kadar anlattığım teknik durum bir ‘Trascription’ (göçürme) değildir. Makam dediğimiz ses kalıbının yapısıdır. Bu yapının dışına çıkamazsınız. Çünkü kesindir.

Şimdi söyler misiniz, bu makamsal yapıyla bestelenmiş bir eseri klasik batı müziği orkestrasına nasıl uygulayacaksınız?

Uygulayamazsınız!

Sadece uyguladı
ğınızı zannedersiniz.

Çünkü dört ses farkı gibi, koma sesleri gibi, tavır gibi, yorumlama gibi ciddi yapısal farklar vardır.

Şunu da unutmamalıyız: Müzikte çok seslilik kanon ile başlar!

Bu açıklamalardan sonra son söz:

Ülkemizin klasik müzik ortamının gündemi bu tür proje çalı
şmaları olmamalıdır. Olursa ne olur? Şu olur: Hem müzikal/makamsal/geleneksel yapısı nedeniyle çok seslendirilmeye asla müsait olmayan orijinal yapıta zarar verir, hem de ‘kistch’ olarak niteleyebileceğimiz bir müzik ortaya çıkar. Buna özenenler yıllarca ve yıllarca ‘sentez yapıyorum’ diyerek ‘Geleneksel Türk Müziğine’ çok büyük zararlar verdiler. Aynı zarar verme durumu ‘Geleneksel Türk Halk Müziği’ için de geçerlidir.

Geçmi
şten günümüze bu tür çalışmaları yapanlar belki çok para kazandılar, salonları dinleyici ile tıklım tıklım doldurdular ama geleneksel müziklere bu yolla zarar verirlerken halkın kulak zevkini de, alışkanlığını da mahvettiler. Bu yolla hem ülkemizin çağdaşlaşma yolundaki büyük adımı olan ‘Çağdaş Türk Müziği’ ile Klasik Batı Müziğine dinleyici kaybettirmek, dinleyiciyi bu müziklere (seslere) yabancılaştırmak yoluyla zarar verirken, yerelde geleneksel (komalık) seslerin unutulmasına neden olup, GTSM’nin ‘klasik’ bir müzik türü olarak unutulmasına ve öte yandan ülkemizde bugün sadece (kelimenin tam anlamıyla) ‘gürültüden’ ibaret olan (popüler) bir müziğin ortaya çıkmasına önayak oldular.

Hülasa ‘büyük bir felakete’ neden oldular!

O zaman yine aynı mantıkla ‘Orhan Gencebay Klasikleri’ adıyla projeler de yapabiliriz! Bunda hiçbir beis yok!


Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018