Yıl: 5
Sayı: 1062

 

 

Şuan 5 müzisyen gazete okuyor
Untitled Document
Müzik Tarihinin altın dönemi sizce hangi zamandı?

1930'lar
1940'lar
1950'ler
1960'lar
1970'ler
1980'ler
1990'lar
2000'ler

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler

 

VizyonNet Bilgi Teknolojileri
Untitled Document
Eray Aytimur
 
 
Yayımlanan Sayı : 1054

Ünlüler de olacak, seyyar satıcılar da - 26.07.2010

“Müziği kalıplar ve  isimler içine sıkıştırıp, o kalıp senin bu kalıp benim yaşamak... İyi müzik klasik müziktir, iyi müzik metaldir, cazdır! İyi müzik ya hiçbiri değilse? Ya da iyi müzik evet onlarsa, ama bir şeyleri başka türlü algılamak ve başka türlü tarif etmek, anlatmak da mümkünse ve bu da müziğin iyiliğineyse? Açık, özgür, isimsiz, tarifi zor bir şeyse iyi müzik? İyi  müzik diye bir şey yoksa ya da? ‘Müzik’ varsa? O da; içten, doğal, mutlu ya da acı; ‘dokunan’ bir şeyse? Yok öyleymiş, yok böyleymiş, başka türlü bir şeymişse ya?”
ISCMS (İsmet Sıral Creative Music  Studio) Etkinlik Koordinatörü Sıla Gerbağa’nın bu cümleleri, geçen iki haftanın en popüler tartışmalarından birine de kendiliğinden k atkıda bulunuyor ancak Gerbağa bunlarla, İsmet Sıral Yaratıcı Müzik Atölyesi’nin 2010 yılı programının oluşturulma mantalitesini vurguluyor.

2001 yılında İsmet Sıral hakkında çekilen kişisel bir belgesel çalışmasıyla tohumları atılan ISCMS, Woodstock’ta 1971-84 yılları arasında faaliyet göstermiş Creative Music Studio’yu yeni fikirlerle yaşatmayı amaçlayan bir proje. İlk etkinliklerini 2006’da gerçekleştiren bu yapı, müzikal yaratıcılığı besleyebilecek tüm kaynakları ciddiye alıyor, önyargısız bir araştırma zemini ortaya koyuyor ve temel meselesini anlamlı işler üretmek olarak tanımlıyor. 

2010 Ajansı destekliyor

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın ve Müzik Yönetmenliği’nin desteklediği ve Argos Kültür Sanat tarafından Kadıköy Gitarcafe’nin katkılarıyla 29 Temmuz- 8 Ağustos tarihleri arasında 8 tematik konser, 23 atölye ve seminer, sanatçılar eşliğinde 7 grup çalışması, 3 konferans ve çeşitli doğaçlama etkinliklerle gerçekleşecek  ISCMS 2010, hem icralar yoluyla hem de ürettiği görüşlerle uluslararası merkeze dönüşmüş bir esin kaynağı olmayı hedefliyor. Bu arada İsmet Sıral’ı anmadan geçmeyelim çünkü ISCMS, Sıral’ın bir müzik okulu kurma hayalini gerçek kılan bir saygı duruşu niteliğinde...

İsmet Sıral, cazla sıcak temasını ‘Yazlık sinemaya caz gelmiş’ çerçevesinde kuran Türkiye’nin ilk profesyonel caz orkestrasının kurucularından. Saksofon ve flüt ustası. Arif Mardin’le yaptığı besteler sayesinde 50’li yıllarda özellikle İsveç’te büyük ilgi görmüş, 60’ların sonunda neyzen Aka Gündüz’den ney çalmayı öğrenerek Mevlevi felsefesine ve Anadolu’nun müzikal zenginliğine yönelmiş, yerel motifleri sık kullananlardan biri olarak Özdemir Erdoğan’la yaptığı çalışmalarla da yerli melodileri cazla en çok bütünleştiren isim olmuş... 1978-80 arasında New York’taki Creative Music Studio’da çalışan İsmet Sıral, Türkiye’ye döndüğünde Marmaris’e yerleşerek burada kurmayı planladığı caz okuluna odaklanmış fakat dönemin bitmek bilmez buhranı içinde umutsuzluğa kapılarak ne yazık ki 1987’de kendini yakarak öldürmüş. İşte bu çok hüzünlü yaşam öyküsünün emanetidir ISCMS. 

Eminönü’nün sesleri

ISCMS 2010’a aralarında Karl Berger, John Zorn, Oliver Lake, Adam Rudolph, Marc Ribot, Trilok Gurtu, Mehmet Erenler, Erkan Oğur, Oğuz Büyükberber, Ayşe Tütüncü, Ömer Faruk Tekbilek, Tolga Tüzün gibi isimlerin bulunduğu 50’yi aşkın sanatçı katılıyor. Yaşamlarını gırtlaklarıyla kazanan İstanbul’un emektar sokak satıcılarını usta müzisyenler eşliğinde sahneye taşıyan ‘Seyyar Satıcılar’, karadan ve denizden yükselen şehir seslerinin sanatçılar tarafından yerinde ve canlı olarak yorumlanacağı Eminönü’ndeki ‘Üstgeçit’ ve dünyanın farklı müzikal geleneklerini Anadolu’nun sesleriyle buluşturan ‘Kültürler Arası Doğaçlamalar’ projenin en ilginç konserleri olmaya aday. Bunlar arasında öncelikle ilgimi çeken ‘Seyyar Satıcılar’la bağlantılı olarak görüşlerine başvurduğum ISCMS’nin fikir babası Dost Kip ise şunları söylüyor: “Bu proje, dere kenarında kurbağa seslerini duyduğunda flütünü çıkarıp onlarla birlikte çalan, saksafonunu baykuş sesiyle akort eden İsmet abinin ve gerek Woodstock’taki Creative Music Studio’da, gerekse aynı dönemde dünyanın farklı bölgelerinde müziği bugün olduğundan çok daha ‘esasa dair’ algılayan nadir insanların gayet olağan karşılayacağı, dolayısıyla nefesini onlardan alan bir anlayışa dayanıyor. Bir zamanlar olağan olanın bugün ‘ilginç’ görünmesi, sanırım bizlere ait bir başarıdan ziyade, günümüze ait bir talihsizlik. Bizim talihimiz ise, ağabeylerimizin kulağımıza üflediği bu fikrin, başta sandığımızdan çok daha güçlü; dayak kadar somut bir öğreticiliği olmasıydı. Tanıma şansına eriştiğimiz her bir seyyar satıcı, yaşama hiç de pamuksu bir entelektüellikle bakmadığını düşünen bizlere, tadından yenmez şamarlar armağan etti olanca inceliğiyle. Kafamızın bastığı kadarıyla felsefenin, sosyolojinin, siyasetin, sağımızın, solumuzun ve kim olduğumuzun, kim olamadığımızın muhasebesini bir kez daha yapmayı kaçınılmaz kıldı, sokakların her gün yeniden onlarca kilometre kat eden sesleri. Ya müzik böyle bir şey, ya da öğrenme... Ya da hepsinin ötesine bakmak gerek belki, müzik bahane...” 

İsmet Abi, tebdili kıyafet

Zihni bizzat İstanbul’un hafızasına dönüşmüş insanlardan, şehre ilk ya da ikinci kez gelecek olanlara dek herkesi kavramaya hevesli ISCMS 2010’a katılan sanatçılar kendilerini ortak bir maceranın göbeğinde bulmayı seçmiş. Etkinlik direktörü Onok Bozok ve müzik direktörü Sumru Ağıryürüyen ise bu işi cesaretten saymayıp keyifle göğüsleyenler olarak bir araya gelmiş. Az insanın çabasıyla hayata geçmekte olan bu projede; pazarlamak ve satmak konusunda ehil ve istekli birileri olmadığı için Dost Kip’in gerçekçi tahmini, projenin -tam da bu insanlardan aldığı kendi gücüyle ayaklanması dışında- yaşatılma şansı olmadığı yönünde. Fakat umarım; Santralistanbul, Sepetçiler Kasrı, Heybeliada, Eminönü Üstgeçidi derken kente yayılan ISCMS etkinlikleriyle yıllar içinde Kip’e tahmininde ne kadar yanıldığını söyleyebiliyor olacağız. Hem böylece ‘İsmet Abi’ de tebdili kıyafet, etrafımızda usul usul bulunmaya de vam edecek... ‘İyi bir şey’dir ne de olsa. http://iscms.org

Fotoğraf: Marc Ribot,  John Zorn, Ömer Faruk Tekbilek ve Trilok Gurtu ve İsmet Sıral(saat yönünde). Uluslararası müzisyenler, gençlerle çalacak.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.

Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2010


  Kullanıcı Adı
 
  Şifre
 
 
 

Üye olmak istiyorum!Şifremi unuttum!

 Anasayfa
 Arşiv
 Yazarlarımız
 Nostalji
 
 Mavi Nota TV
 Mavi Foto Albüm
 Mavi Notalar
 Müzik Albümü
 Yeni Albümler
 Kütüphane
 Transpozisyon Cetveli
 Nota-Etüd Yazılımı
 Özel Dosyalar
 Portreler
 Yeni Tadlar
 Linkler
Tavsiye Adresleri

Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Bu sayfa 0.03 saniyede üretilmiştir.